Aytekin Orhan Şiirleri - Şair Aytekin Orhan

Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 11

Yaşıyorum. Senin olduğun bir dünyanın içinde; senden ayrı, seninle dolu. Şikâyet etmiyorum. Ellerin dokunuyor en kuytu gecelerime, gözlerini görüyorum. Adının geçtiği şiirleri farklı bir gözle okuyup, şairine küfür ediyorum. Yine seni yazmayı becerememiş diye. Elime kalemi alıp, adının geçmediği, sadece özlemimi anlatan bir şiire soyunuyorum. Böylesi daha kolay ve sancısı azdı. Yaşıyordum. Yazıyordum. Senden ayrı, seninle yaşanılan huzuru, seninle sensiz yaşamayı kabullenişi... Bazı geceler duvarlar üzerime geliyordu. Bazı geceler sensiz geçiyordu. Bazı geceler hiç geçmiyordu. Yaşıyordum. Yaşadığıma kendimi inandırıp, sensizliğin coğrafyasına keşifler yapıyordum. Sen bunları hiç bilmiyordun. Konuşmuyorduk. Sadece yaşıyorduk. Konuşamıyorduk. Çözümsüz soruların içine yuvarlanıp, cevap anahtarlarının senin elinde olduğunu gördükçe; yaşıyorum gerçeğini yaşamıyorum diye düzeltiyordum.
Yaşıyoruz. Yaşamayı istediğimiz şekilde değil ama yaşıyoruz işte.

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 12

Ölüyordum. Yazdıklarımın hissedilmemesini düşündükçe; kendimi öldürüyordum. Her şiirde intihar edip, şiir ağaçlarına kendimi asıyordum. Gecesine ölüp, sabahına yeniden diriliyordum. Şiir ölümdü. Şiir kurtuluştu. Şiir sendi. Sayısını unuttuğum şiirler yazılıyordu. Şiirler yazıldıkça; ben azalıyordum. Yazıyordum. Katilim şiir olacak bunu biliyordum. Kaçmıyordum. Şiirin nefesini ensemde hissedip, cinayetine meydan okuyordum. Yazacaklarım vardı. Yaşayacaklarım. Dünya gözümden çıkmış, ben dünyanın merkezine inmiştim. Şiir okları yüreğime saplandıkça; imgelem fırtınalarına kafa tutuyordum. Sayfalar dolusu yazıyordum. Sayfalar dolusu yazarken seni düşünüyordum. Yazdıkça senden kurtulmayı istiyordum. Olmuyordu. Ölümcül bir hastalığa yakalanmış gibi, bir bedene bağlı yaşayan asalak parazit gibi yaşıyordum. Ne seninle oluyordu ne sensiz yaşanıyordu. Suçluydum. Sana olan tutkumun büyüklüğünü seninde görmeni beklediğim için. Senden ayrı kalmış olmanın altında ezildiğim için suçluydum. Çıkış yolu yoktu. Gidebileceğim bir yolda. Kendi eksenim etrafında, saplantılı yazılar içine gömülüyordum. Önceden nefes aldığım yazılar, şiirlerin askeri olmuş benliğimi kurşuna diziyordu. Ölüyordum. Sesim çıkmıyor, kanım akmıyor, kimseler görmüyordu.
Sus artık şiir! Sus artık! Hiç kimse yok artık!

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 13

Seviyordum. Bugüne değin hiç tatmadığım hislerle, sevdiğimi söyleyemeden içimden doğru seviyordum. Yüreğim sıkışıp dururken, ellerimin terlemesine hâkim olamıyordum. Bedenim hükmünü yitirmiş, isyan bayraklarını çekiyordu. Sadece izleyip, dokunamıyordum. Seviyordum. Şehirler kalabalıktı. İnsanlar yalnız. Seni yalnızken daha çok seviyordum. Yalnız kaldığında gelmeni bekliyordum. Yalnızlığına dokunup, yalnızca seni yaşamayı istiyordum. Kalabalıklar içerisinde sensizdim bir o kadar yalnız. Cebimde süslü püslü kelimelerim de yoktu. Sana yazılıp okumanı bekleyen küçük birkaç şiir, elden geçirilmesi gereken küçük yazılar. Hepsi sensizdi. Sen renkli dünyaların içinden; sen ucuz kelimelerin peşinden; sen kendi içinde kendi düşlerinden çıkma derdinde; ben sensizliğin pençesinden nasıl kurtulurum içine düşmüşlüğümde... Günler geçiyordu günler içine bizi katmadan bitiyordu.
Bir son vardı. Bir sonu vardı. Bir ilkin olduğu gibi. Yaşanmadan farkına varılamayan...

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 14

Gizleniyordum. Kelimelerin büyülü dünyasının içinde; adına şiir süsü verip, yazıp çiziyordum. Şiir saklanışım. Şiir aklanışımdı. Masum değildim. Günahlarımı saklayacak hiç değildim. Sevmiştim. Kendimi unutacak, her yazdığımın içine sevgimi katacak kadar çok sevmiştim. Gizleniyordum. Kendimden ve yazdıklarımın bana dokunuşundan kaçıyordum. Bir zamanlar beni içine kabul eden dünya, şimdilerde karanlıktı. Hep geceydi. Gündüzlerden yoksun, soğuk bir yalnızlığın içinden çıkmaya çalıştıkça; sabahların ayazı ellerimi kesiyordu. Kör eden bir güneş, bedenim üşüyordu. Issızdım. Bir dağ gibi yalnız, bir çöl gibi sessiz, okyanus gibi derin. Hiç kimseydim. Kimselerle konuşmuyordum. Kimselere karışmıyordum. Saklanacak bir sığınak arıyordum. Yıllarca arayıp durdum. Aradıkça, kendi içimde kayboldum. Hiçbir dokunuş ısıtmadı. Hiçbir gözden dünyaya bakamadım. Kaybolmuştum. Şehir beni içine yutmuş, ben şehri unutmuşum.
Çok şeyden vazgeçersiniz. Sadece kendiniz dışında. Siz hep içindesiniz. İsteseniz de istemeseniz de...

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 15

Kaçıyordum. Kendime itiraf etmeye zorlanışlarımın bedenime hükmettiği düşüncelerden sıyrılmak adına, kaçtıkça yakalanıp sıkışıyordum yokluğunun verdiği sancıların kıskaçlarıyla… Bir yanım sen derken, diğer yanım veda partilerinin hazırlıklarını izliyordu. İçten içe kanıyordum. İçten içe çöküşü yaşıyordum. Kaçıyordum sensizliğin hüküm sürdüğü, sen ben ilişkilerinin olmadığı, hiç dokunulmamış yalnızlık ülkelerinin içerisinden… Bir kopuş senaryosunun hayata geçirilişini izledikçe; yazılmamış şiirlerin içerisine imgelem olarak düşüyordum. Kaçmaya çabaladıkça kendi içselliğimle kayboluşlarıma tanık oluyordum. Bir yanım eksik, bir yanım fazlaca sen, bir yanım her şeyden uzak, iki yanın içinden üçe bölünüyordum... En kötüsü her şeyi görüyor, içine çekiliyordun. Sen senden uzak, sana ulaşılması yasak oluşunla…

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 16

İzliyordum. Çaresizliğin getirdiği boşluklardan içeriye süzülüp gidişleri ve günden güne tükenen bedenin yitirilişini… Yüreğin başka konuştuğu, hayatın başka şeyler sunduğu zaman dilimlerinin içinden geçişlere ayak uydurmaktı sensizlik… Kimdim ve hangi iklimlerin kuşağına soyunmuşluğun, sesimin ses olmadığı gecelere yakarışlarım zamanına denk gelmişliğin karşısında; içimdekileri şiirlere kusuyordum… Öfkeliydim. Keşkelerin ötesine geçmeye çalıştıkça belkilerin durağına hapsedilmiştim. Firar etmenin imkânsız gibi göründüğü şehrin zindanları, prangaları pas tutmuş bir yalnızlığın içine çekilişim. Işık görmez sabahların içinden sesleniyordum ve sesim duyulmuyordu. Duvarlara kazıdığım yazılar her gün eriyip giderken, yeniden yazıyordum. Sonu olmayan kayboluşun içinden kurtuldukça; çıkmaz sokaklardan geriye dönüyordum. Kurtuluşun elinde olduğu anahtarları sakladıkça; prangalarım ayaklarımı kanatıyordu. Yorgundum. Yılgındım kaybetmeye alışkın bedenimin bir kez daha yıkılışını izlerken hayatın oyununda…

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Çokça sen azca ben içinde biz 17

Sen istedin böyle olmasını, böyle yaşanması gerektiğini... Senin kurgusallığına yazılan yazılarla yaşamak senin seçimindi. Senin dünyan, senin düşlerinin içinden çıkamayışlarının getirdiği sonuçlardı. Günler geçtikçe kendine dönüşün, aslında içten içe sönüşünün işaretini taşıyordu. Hiç göremediğin, görmek dahi istemediğin koca bir boşluğun içine düşüşün seni tüketmişti. Renkli bir dünyanın içinde; sönüp gidiyordun. Kendinden uzaklaştıkça; seni düşünenleri göremeyecek kadar kör, seslerini duyamayacak kadar sağırdın. Kendi yazdığın filmin başrolünü oynarken, şimdi izliyorsun yarattığın karakterlerin senaryosuz bir filmin içinde ki çırpınışlarını...

Devamını Oku
Aytekin Orhan

benliğinizin sonrası
birbirini örten iki ayıp
küçümseyen bakışların arası
elleriniz kayıp

alkış tutar birileri

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Hiç kimse kendisi değildir
Başka bedenlere yerleşikken

Kötürüm bir sabaha yelken açar
Sessizliğim ötesi bozgundur
Sislidir durak ve rüzgâr uzak

Devamını Oku
Aytekin Orhan

Bizi bizden eden sırlarımız vardı. Sen hangi sırrının çizgisinde bizden vazgeçmiştin ve biranda yüreğime gidişini serpmiştin. Tembel öğrenciydim ben, verdiğin gidiş ödevini hiç aklıma yerleştiremediğim. Aklımda olan tek şey, senin kendinden gittiğin bende tüm sıcaklığınla duruyor olduğundu. Şimdi gittiğin yalanını kendine söylüyorsun. Bende gitmediğinin doğrusunu kendimde yaşatıyorum. Tek taraflı bir gidişi kendime kabul ettirmemi ve kendince doğru; bana göre yanlış bir yola gittiğin olgusunu nasıl sindirmemi bekliyordun. Hiç bekleme bunu. Sen gitmiş olabilirsin ama ben yolcu etmedim seni.

Devamını Oku