Senden arta kalanları
Sensizlikle biriktiriyorum
Yaşamak adına söyleyeceklerimi
Kimsesiz oluşan sensiz düşlerime
Bölüyorum
Gün doğardı gözlerinden
Yıldız kaçıran bir yalnızlığa
Ben giderdim senliğin kuytu köşelerine
Ne zaman yeni bir şiire başlasam hep bu son olacak diyerek başladım. Bu sefer seni yazarak öldürebileceğimi düşündüm. Her bitişin yeni bir sancılı süreci doğuracağını nereden bilebilirdim… Kulaklarıma yansıyan “acıları bana bırak” şarkısıyla tüketilmiş mısralar her defasında çekti beni uçurumlarına… Kopmak istediğim sürece; insan kalabalıklarına daha fazla çekildiğim anlarıma sürdüm şiirlerin hüzünlerini… Ellerim kanadı yoksunluğun satır aralarına… Ben gecelere söyledim sensizliği içten içe sığlığımda…
Senin aşk diye bildiklerini ben karalayıp atıyorum tarif edemedim diyerekten. Gün olurda bir kez daha bulursam kutsal hazinenin tozlu haritalarını yaşarken, resmini kazıyacağım sayfalara çerçeve yapıp asabilmek adına...
Saçlarını okşayan rüzgâr kadar dokunamamışken yüreğine, bir fasıl geçiyorum şiirlerin sığlığına... Yetersizdir zaman ve gölgesi vurgun tutsak benden. Senden geçen tüm yollara set örmüş yalnızlık. Asılıp kalıyor bir şarkının sözlerine gözlerin, yudumlarken seni gecenin içinde...
Olur ya bir gün gitmek istersen, haber ver gittiğin yerlerden.
Unutma bir bekleyeninin olduğunu eski günlerden...
Seni sensizliğinde sevmek daha güzel, senin yanında yediğim darbelerden sonra... Dedi ve gitti... Ardın sıra bir çift göz izledi gidişini, bir kuş sonsuzluğa kanat çırptı. Bir gelincik küstü boyun büktü. Bir şarkı tekrar tekrar dinlendi kasetçalarda. Bir şişe tüm dertleri alıp götürdü. Kimseler yoktu. Hazin bir ayrılış hikâyesi filmlere konu oldu. İzleyenler izledi sadece ve sadece birisi yürüyüp gitti... Kimseler bilmedi kim olduğunu, sessizdi zaman ve mevsimler onsuzluğu yaşıyordu. Ah perdeler bir hayatı gölgeler...
İsimsiz şiirler yazıp boş şişelere atıyorum. Denizi olmayan diyarlara gitmeyeceğini bildiğim halde; yüreğimle yoğurup gözlerinin nehirlerine katıyorum...
Yalnızlığına merhem olup, gölge vurmuş düşlerine güneş olmak var işin içinde...
Beraberinde götür yalnızlığını, paylaşılmak istenilmeyen düşler içine katılma sessizliğinle…
Sesinin değdiği anlık titreşimler, gülüşlerine dayalı ötesine örülü duvar. Kendine kattığın dünya kimsesiz ve çekmek istediğin yüz kararsız. Sessizce çıkıp gitmeli, sabahları görmeyen düşlerden… Ya güneş olup doğmalı, ya girdap içinde boğulmalı…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!