parelel evrenler varsa
parelel ruhlarda olabilirliği yüksek ismail
aynı yeryüzünün aynı zamanlarında yaşarken
ayrı kulvarlarda koşmak nasıl bişi
aklımı kurcalıyor inan ki
ne zaman gül açsa, bülbül ötse
ne zaman göğün göğsünden barış güvercinleri uçsa
gözbebeğinden vurulurdu güneş
......
yaşasın
turuncu cepkeniyle geldi bahar
huzurda çalı bezelyesi gibi kırılgan yağmurlar
rüzgârlarsa ötelemiş kısır baykuşları
merhaba
kederli mevsimlerin deviminde
suskunluğa bürünen günlerin kör karanlığını
yabanıl sancılar sardı efkar bulaştı
incecik bir şal gibi geziniyor rüzgârlar üstümde
masmavi beyaz köpüklü bir cennet gökyüzü
kupamda sıcacık kahvem yüzüme gülümserken
incecik dumanıyla
derinden derine
sabaha
elinde matrası
yürür piyade zaman
gecenin kirli saçlarına dolanır
sokağınsa kafası duman başı döner
rüyasız bir uykunun eğilip gözlerini
öper pencere
sustu vakitler
sustu şamdanlar
kırıldı gözlerinin berrak piyalesi
söndü nefesler söndü sesler söndü ışık
indi kepengi buzlu kirpiklerinin
yıkıldı duvarlar silindi efsane
kasırga çığlığı
keder yontan gece
kırk kartal uğrağı zihin
pençelerinde allı pullu düşünceler
kendi içinde bir oda saklar evren
mor ve turkuaz ışıkla duvarları titreşen
ay gibi yansır ışığı yalnızca hissedilir
ritmik fısıltıları uçuşur rüzgârların
ipek kanatlarında
uzayan günlerin son arifesinde son yılgınlık
üstünde hâlâ dumanı tüten bir mazinin
ıslak güncelerinde kederin
kırk boğumluk izi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!