ışıkla fingirdeşen aynaların
titreşimli buhuru soğuk yüzümü ışıtırken
sabahları aslında daha uyanık olmalıyım
ama nerde
gözlerime
sedir ağaçlarının yeşil serinliği yüzünde
turuncu teninde deniz kabuklarının iyot kokusu
ne güzel esiyorsun sevgilim sevgilim
mora boyanıyor pencerelerin camı kapılar yeşile
okyanuslar ağzında senin şarkınla bölünür ikiye
sular seninle köpürür
uzaktan bakıyor kalbin
uzaktan bakan kalbi neylesin bu garip
acıyor gözlerinin gizinde silinen küskün alın yazım
ruhu çürümüş bir ayvanın göğermiş renginden
size sesleniyorum
ah! benim külleşen saçımın yel geçirmez kıvrımları
dilimin köşegen kadife koridorları pencerelerimin akşam güneşi
sabahımın dişil sancıları adına konuşuyorum
-aşk dediğiniz ne
ruhu çürümüş bir ayvanın göğermiş renginden
size sesleniyorum
ah! benim külleşen saçımın yel geçirmez kıvrımları
dilimin köşegen kadife koridorları pencerelerimin akşam güneşi
sabahımın dişil sancıları adına konuşuyorum
-aşk dediğiniz ne
ruhuma
yabancılaşmış şehirlerin karanlık tuzaklarından sıyrılarak
anlamsız sokaklarını adım adım arşınlayıp
mutluluk neydi küçük serçecik
göğün mavi kanatlarını üzerine
atlas yorgan gibi
germesi miydi?
hava puslu bir dağ gibiydi bu sabah
uykuya hiç gitmedi gözlerim dün gece
zihnimde kerbela savaşları
doludizgin koştururken
yalnızlığın kılıcı
öyle keskindi ki
sıralandı art arda düğümler
bergamot kokulu dağların eteğine
gel birlikte yürüyelim sislerin üstüne
ve en yüksekten uçalım
enginlere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!