Bu son şiirim sana, elveda,
Kalemim son kez dokundu kağıda.
Gözlerimde biriken tüm sessizlik,
Şimdi kelimelere dönüşüyor, vedalaşıyor hayatla.
Sözcükler sustu, artık,
Nerden büyüdüm be annem,
Daha dün düştüğüm yerin tozu üzerimdeyken,
Büyüdüm dediler,
Bileklerime zincir, omzuma yük taktılar.
Ben mi istedim bu kadar güçlenmeyi?
Ben mi istedim yüreğim taş gibi olsun diye?
Çal bir şarkı, gecenin koynunda yankılansın,
Yalnızlığımın ortasında beni bulsun eski bir ezgi.
İçinde bir tutam hüzün olsun, biraz da umut,
Sanki sen fısıldıyormuşsun gibi kulağıma usul usul.
Bir zamanlar gözlerinde yandım ben,
Çocukluğumu özledim, anne,
Kirlenmemiş günleri, yamalı umutları.
Bir mendil kapmaca kadar saf,
Bir düş kadar kırılgan ama gerçek anları…
Ayakkabım çamurlansa üzülmezdim,
Çok canım yandı benim,
Sadece sessizliğim duydu bunu,
Ne gözyaşımı gördüler,
Ne içimde kaç kere yıkıldığımı.
Geceler dost olmadı,
Çok yoruldum artık,
Taşımıyor kalbim bu suskun ağırlığı.
Ne dert anlatacak hâlim kaldı,
Ne de gülüşleri kandıracak bir yanım.
Her sabah aynı savaş,
Canımı yakan çok oldu,
Ben “seviyorum” dedikçe
Birileri ateşi biraz daha yaklaştırdı.
Oysa ben sevgiyi
Bir sığınak sandım,
Dedem, Annanem…
Siz gittiniz,
Ama ben hâlâ sizi yaşatıyorum,
Her nefesimde, her adımımda,
İçimde saklı kalan sevgiyle.
Oy gardaşım dilan
gençliğin baharındaydın,
gülüşün vardı,
gölgesi bile içimi ısıtan.
Bir gel deyişin yeterdi bana,
bir omuz verişin dünyaya bedeldi.
Deli kafam...
Ahh yine dolmuş dertle,
Yine aynı sokaklar, aynı gece,
Aynı şarkı dönüyor kalbimin içinde.
Ne gülen var bu halime,
Ne anlayan var sessiz çığlığımı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!