Benim de hayallerim var,
Lakin bir gün öleceğimi bilerek yaşıyorum.
Benim de hedeflerim var,
Lakin bir gün bu dünyadan göçeceğim.
Gözlerinin ateşinde yaktım yüreğimi,
Sözlerinin güzelliğinde kaybettim kendimi.
Senin aşkınla şaşırdım gideceğim yeri,
Ne olacak bilemedim benim bu halim.
Sarsılmazdım, yıkıldım rüzgarınla,
Ben gittiğimde, tutmayacaktın beni;
Bırakacaktın, izin verecektin gitmeme.
O kirli ellerinle çekmeyecektin beni;
Bakmayacaktın bir daha gözlerime.
Ben gitmek istediğimde ısrar etmeyecektin;
Haber alamadığın birini merak edip de yazamamak,
Özlediğin halde özlediğini söyleyememek,
İstediğin halde istediğini alamamak…
Beklemek ne zormuş, ne zormuş.
Gittiği halde döneceğine inanmak,
Çocukluğumu hatırlamıyorum, baba.
Belki sevmişsindir, iyi davranmışsındır bana.
Ben çocukluğumu hatırlamıyorum ama,
Hatırlamadığım şeyleri anlatmayın boşu boşuna!
Sevdin mi hiç beni, baba? Bastın mı bağrına?
Bugün, ölmüş olabilirdim.
İşte bugün, öteye göçmüş olabilirdim.
Kimin haberi olabilirdi?
Öldüğümü kim anlardı?
Beni sevenler mi? İzleyenler mi?
Bir insan senin onu sevdiğine inanmıyorsa,
Ne yaparsan yap, gayretlerin boşunadır.
Sevdiğinle değil de sevmediğinle ilgileniyorsa,
Bu yolda verdiğin mücadele faydasızdır.
Eğer bir insan size güvenmiyorsa,
Gece yarısı. Saatler sıfırlanırken, ben de sıfırladım kendimi.
Otuz. Bu bir doğum günü değil. Bu, bir devrim ilanıdır.
Yıllarca taşıdım sırtımda sizin yükünüzü, sizin sahteliğinizi.
Ama artık bitti. Ben ayaktayım.
Ana yoksunluğu, baba boşluğu, kardeş faydasızlığı...
Bunlar benim kusurum değil, sizin ayıbınız. Sizin nankörlüğünüz.
İnsanlar işine geldiği gibi davranır,
İşine yaradığın kadar severler,
İhtiyaçları kadar yanında tutarlar.
Öyle işte, kardeşim, insanlar böyle.
Canları sıkıldıkça hatırlarlar,
Gelmen için her kapıyı açsam da ben,
Artık o eski yerinde bekleyemem seni.
O masum suret, o ilk günkü sevgi,
Senden çok önce terk etti zaten beni.
Ne kadar istesem de yokluğun bitsin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!