Çok şey yaşadım, bilmediler,
Ne savaşlardan geçtim, görmediler.
Yenilgilerden sıyrılıp zaferler kazandım,
Zaferlerimi paylaşacağım insana yenildim… bilmediler.
Zor sınavlardan, zor şartlardan geçtim,
Şöyle bakıyorum da hayatıma:
Binlerce insan girmiş çıkmış,
Hepsi bir ders olmuş bana,
Zamanım nasıl da boşa geçmiş.
Her insana güvenmem, yok mu?
Ne kadar da kolay söylersiniz:
“Aşkım, canım, ömrüm…”
Siz aşkı da, canı da, sevmeyi de inanın bilmezsiniz.
Bu güzel sözleri de ağzınızdan hiç düşürmezsiniz,
Siz aşkı, sevdayı, sevgiyi de böylece kirletirsiniz.
Öyle bir söz ki; cam kırığı.
Güzel kalbim mi? İşte o ağrıyor.
Naifsin derken, niye parçalandım?
Sanki en zayıf yerimden yakalandım.
Bilsen ki o güzellik, hep bir yük.
İnce ruhum, şimdi derin bir kuyuya bükük.
Aynı sokakta, tek yönde, karşı karşıya,
Birbirimize bakışır bir hâlde.
Kalabalığın içinde, sen ve ben sadece,
Gözlerine gözlerime daldığında.
Kalplerimizin aniden birbirine ısınması,
Ağlarken mi gözler ıslanır, yoksa
Islanırken mi gözler ağlar, bilemedim.
Bana “Nasılsın?” dediler, “Kötüyüm” diyemedim.
Sorsan onlara, iyiydim ben; bencildim.
Değer verdim, yanımda kalmasını bilemediler.
Sığamadım kimsenin hayat atlasına,
Hep o boşlukta asılı kaldı sorum:
"Sevildim mi, yoksa bir gölge miydim?"
Cevabı bilsem de, tersine yürüyordum yolu.
Gerçek; bir cam kadar berrak ve netti,
Her bana yaklaşanı sen zannetmemi,
Bir başka insanı sana benzetmemi…
Ne kadar acı verdiğini bilseydin bana,
Kendini hiç affedemezdin, sevdiğim.
Gece yarısı korkuyla uyanmamı,
Bugün seni özlüyorum.
Yarın belki senden nefret ederim.
Ertesi gün seni daha çok severim.
Kim bilir, bir bakmışım seni unutmuşum.
Günler sonra yüzünü,
Siz beni bir "insan" değil, bir "imkan" olarak haritaya işlediniz.
Hangi yaranız sızlasa, benim tenimden parça kestiniz,
Hangi boşluğunuz dolsa, benim ömrümü oraya harç diye döktünüz.
Şimdi o haritayı yaktım; koordinatlarım artık sizin dilinizde yok.
Babamın gölgesi üzerime ev değil, mezar oldu,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!