İstanbul'da yağmur yağıyor, sevdiğim.
Ranzamda oturmuş izliyorum.
Senin sesin kadar huzur vermese de,
Kulaklarımı dört açmış dinliyorum.
İstanbul'u seller götürdü, sevdiğim.
Bir gün bu dünyadan göçüp gidince,
Arkamdan ağlayan olacak mı dersin?
Bir gün bu şehre veda edince,
Beni hatırlar mı bu şehir dersin?
Gitmek değil de kalmaktı zor olan.
Gözlerin yaşlarla kaplı olduğunda,
Sözlerin bağırsan da duyulmayınca,
Nefesin boğazından çıkmadığında,
Geçmişi hatırlayıp yutkunamayınca,
İşte o zaman beni anlayacaksın,
Çok şey yaşadım, bilmediler.
Ne savaşlardan geçtim, görmediler.
Yenilgilerden sıyrılıp zaferler kazandım,
Zaferlerimi beraber kutlayacağım insana yenildim; bilmediler.
Zor sınavlardan, zor şartlardan geçtim.
Çok şey yaşadım, bilmediler,
Ne savaşlardan geçtim, görmediler.
Yenilgilerden sıyrılıp zaferler kazandım,
Zaferlerimi paylaşacağım insana yenildim… bilmediler.
Zor sınavlardan, zor şartlardan geçtim,
Şöyle bakıyorum da hayatıma:
Binlerce insan girmiş çıkmış,
Hepsi bir ders olmuş bana,
Zamanım nasıl da boşa geçmiş.
Her insana güvenmem, yok mu?
Ne kadar da kolay söylersiniz:
“Aşkım, canım, ömrüm…”
Siz aşkı da, canı da, sevmeyi de inanın bilmezsiniz.
Bu güzel sözleri de ağzınızdan hiç düşürmezsiniz,
Siz aşkı, sevdayı, sevgiyi de böylece kirletirsiniz.
Öyle bir söz ki; cam kırığı.
Güzel kalbim mi? İşte o ağrıyor.
Naifsin derken, niye parçalandım?
Sanki en zayıf yerimden yakalandım.
Bilsen ki o güzellik, hep bir yük.
İnce ruhum, şimdi derin bir kuyuya bükük.
Aynı sokakta, tek yönde, karşı karşıya,
Birbirimize bakışır bir hâlde.
Kalabalığın içinde, sen ve ben sadece,
Gözlerine gözlerime daldığında.
Kalplerimizin aniden birbirine ısınması,
Ağlarken mi gözler ıslanır, yoksa
Islanırken mi gözler ağlar, bilemedim.
Bana “Nasılsın?” dediler, “Kötüyüm” diyemedim.
Sorsan onlara, iyiydim ben; bencildim.
Değer verdim, yanımda kalmasını bilemediler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!