Cc
Arkasında, az öteden geçen
dere gibi küçük su yoluna baktı;
kıvrıla kıvrıla ilerliyordu,
oralardan nereye gittiğini de bilmiyordu.
dd
'Sonuna kadar takviye! ' diyerek;
çıkarıp cebindeki fısfısı,ve aceleci,
Ayder açık yeşil yailası’ndan –ve Little 15 küçük kız DM, haddizatında Lyla Oasis’ten her ne şekilde (ise) - Dicle ve Fırat birleşmesi; Kafdağlarından ardın’dan senin, Anka kuşu Ankara an’ımız mı kara.. Yoksa da anı’mız, uçan, süzülen, konmayan yabani ama evcil Tanrı Ra mı gerçek zerafet inceliği’nden zümrüdüanka? ... Her halikarda, artık sırtına binildiğinde Kafdağı’ndan gelecek, dönecek!
Her halikarda, her şekilde, rüyaya ayılası; cerahata namaz duran bir baba(ymış) , Kaz Dağları ibriği’nden içtiği suyla işinden döndürülmeye bayılmaya! ! !
Ve Sarıkız, hala kazları besliyor: Nils uçan kaz, buradan mı doğdu; Fin hamamı rengeyikliği’nin Türk evereni-Santa Claus’undan bereketlisi gibi?
*
Doğu’yla Batı arasına bir yarımada kültü ‘Türkiye Türkleri tükenmez türküsü’, ne tam bir ada ne de tüm anakara ya da kıta, asla yokolmayacak ülküsü ki gücü …
Ne kadar gerçekleşirse değil teori;
ne kadar gerçek olduğunun da ötesinde bir teorinin
ve/ama sımsıkı, kenetli ellerle! ....
Ve süpüren yıldızları;
aşağıdaki “dört yaka ‘tıknaz, küt ve küp orman’ın” serpildiği ‘göller-gölün kıyıları’
Bulutların kanatlarında pamuk şekeri, ağır düşün fışkırışlarında yerin.
Terin özüne giren sükut, olamıyor eri bitimsiz-göçmüş umutların.
Duygular olacak ilk olarak kafiyeli ve tahripkar vezin,
Islak havlular alacak ve plaj dönüşünde yerini kuruların.
Cizvitleri dikili meftü köse tellerden görsem de saçı, damlarda ulu bir kirin,
Yalapşapın getirdiği el penöe divan birey, divanı hümayun.
Kuvayi Milliye'den geride zamana uzanan bıdaklanmalar Serveti Fünun.
Kalkındırın ülkeyi ve aşka fırsat tanısın iletişim de;
gözler, gözler, kör geldim körlüğümü sevdaya yıkarım derse bile! ! !
Güzelim bahar, tasanı ver bana.
Ver ki, güneş tam açtığında -
Geldiğinde yaz, deniz mevsimi geldiğinde;
Huzurlu çıkabilesin kendine.
‘Dertleri yutan
Bir derin kuyu hali’ gibi
Genel geçer; atmasını çok gördük
Militer bürokrat askerin, dayak eve dönünce.
Oysa eğitime ihtiyacı yok, olmamalı siyasetin;
İnanacak Atatürk’ü olduğu gibi orduda askerin.
Ay’da çiçek açar;
Su olmasına gerek yok
Sessizlik Okyanusu'nda Nefret Denizi’nde.
Oturan Boğa:




-
Nilgün Budak
-
Aynur Özbek
Tüm Yorumlaryeni tanımaya başladığım bi kimlik.. şiir başlıklarını ilginç buluyorum. konular da öyle.. edebi yorum yapmak istemiycem bi şair gibi geldi şimdilik bana. çünki edebi olmak amacıyla yazmıyor sanki.. derdi içini dökmek, derdi bilgileri ve ideallerini paylaşmak gibi geldi.. eh.. şimdilik bu kadar.. se ...
KARMAŞANIN ŞAİRİNE;
Yaşam pek çok farklı gibi görünen alanıyla bile birbiriyle ilintilidir. Senin pek çok farklı ürününde (şiir ve deneme yazılarında) bu bakışı kavrayabilen bir yerden ele aldığın, konuları böylesi bir mercekten bakarak gözden geçirdiğin, olguları birbirine katıp sonra yenid ...