Bir mağaradan sesleniyormuşum gibi,
Sesim kafamın içinde yankılandı,
Çığlıklarım karanlıkta eriyip gitti,
Rüzgâr kesildi, ışık çoğaldı..
Sakin ve huzurluydu,
Düşlerinle üşüyorum,
Vahşi hayvanların acı çığlığı gibi,
Çığlıklarım hafifliyordu,
Bulutlar gibi boşalıyordu..
Öfkem söndü,
Sakalı gür ve kıvırcık,
Tavırları küstahtı,
Sesimde bir ölüm tınısı,
Direnişim kırıldı..
Tepelerin arasından esen hafif rüzgâr,
Umut, umutsuzluktan hemen sonra geldi,
Ölüm acısıyla çırpınmaya başladım,
Sırıtmaktaydılar kurbağa gibi,
Var mıydı sessizlikten öte çığlık..
Öfke perdesi altından haykırdım,
Kan mezar olmuş,
Güzel yüzler solmuş,
Çöl gibi gamlı olmuş,
Rüzgârda yırtık yelken gibi uçuşmuş..
Ürpererek küfüre başladılar,
Ümit yeşerir solmadı,
Soldurmak için çok direttim,
Hep bir ümit deyip çıktım yola,
Yarımdı feryadım ben yarım kaldım..
Zaman sakin sanki fırtına öncesi,
Dilim yoluma fener, sadrımda zikir,
Ruhumda derin bir sızı kanıyorum,
İntihar eden sözlerim; fikir
Her nefs ile bu kavgayı yoruyorum.
Bir şecaat ister bu rûh-i bî-çâre,
Ey bu çağın dilsiz şeytanları,
Yazarsınız anlamsız rüyaları.
Feryat eyler fakirin figanları,
Siz susarsınız, sanarsınız divanları.
Mücevherler, saraylar dillerde,
Olamadım ben kul abad,
Olamadım bir maskeye surat,
Dal kırıldı affetse masum değil rüzgâr,
Nefes bekler bir göğüs can için,
Köse kaldı fikrim kederli..
Sessizlik savaş çığlıklarından,
Ölmek üzere olan feryatlarımdan,
Bin kat kötüydü inleyen sancılarımdan,
Ah şu sessizlik uslanmıyor fıtratımdan..
Kekliğin duyuldu ötüşü,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!