Gına geldi şu cihandan!
Bıktım Rabbim ben bu handan!
Vefa bilmez ins-ü candan;
Geçip sana dönüyorum!
Şu âlemin eleminden
Kürsü sana mülk değil!
Bu yaptığın ilk değil!
Hulk’un hırlı hulk değil!
Olmuyor hocam olmuyor!
Makam hakkın bulmuyor!
Ölüm var ya şu ölüm;
Zannetme ki bir zulüm!
Madem öyle mahiyet;
Korkma ondan be gülüm!
Ömür denen sermaye;
Meyve olmalı sa’ye!
Zakkum ise o meyve;
Düzelmeli o gaye!
Ömür denen sermaye;
Şu dünyaya niye geldik?
Bilenlere selam olsun!
Kulluk için insan olduk;
Diyenlere selam olsun!
Söyler bunu son hak kitap
Sensin Haktan beşere, gönderilen son resul!
Sana olsun salâtlar ve selamlar ey nebi!
Senin ile hitama, erdirildi bu usul
Milyar selam ve salât sana olsun kul nebi!
Gelmesek de devrinde, ashap gibi biz bizzat
Madem fani şu dünya; değmez nefsim aşkına
Bu mantıksız sevdanla; benzedin bir şaşkına
Onca kulu mazide, mahvetmişken şu sevgi;
Buna rağmen ey gafil; nasıl dersin aşk şuna?
Şu düştüğün hale bak!
Halin akil hali mi?
Şu uyduğun kula bak!
Sapık mısın deli mi?
O ki sana bir düşman!
Ne sendeki bu tuhaflık?
Kulluk nerde sen nerdesin?
Yok, bir tane halin aflık!
En olmadık yerlerdesin!
Ellileri aşmış yaşın!
Çağırırken Rahim Allah, her nefisi tek hak yola;
Ne hikmetse bazıları, bu davete demez evet.
Uymak farzken şu emir’e, aklı sağlam her bir kula;
Ret edilir pek çoklarca, ne yazık ki şu hoş davet.
Nasıl düşer bu gaflete, aklı başta olan bir zat?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!