Yatıp durma birader, hoş değildir boş durmak!
İşin yoksa ilk hamlen, olsun işe başvurmak.
Tembeli sevmez kat’a, Allah ve de kulları!
Hiç uyar mı mantığa, iş kurmadan düş kurmak?
Atıllara ekmek yok, ümitlenme nafile!
Canım cennet çekiyor da; istemeye yok yüzüm.
Kalp sonsuzluk diliyor da; zor geliyor hep çözüm.
Nefs zahmetsiz rahmet ister ve de bunda ısrarcı(!)
Ne olacak benim halim, bir çare bul be gözüm?
Ne çocuğu kardeşim?
Velet resmen canavar!
O, oldu da tek işim;
Etti yine arzı dar.
Laf anlatmak ne mümkün?
Kâfi değil sırf dilek, kemal için ey müştak
Ermek ise emelin, bunun için eyle sa’y
Şu gerçeği kitapta, faş etmişken bize Hak
Ayetlere lakayt’ın, gayretini boşa say.
Erdem işi zor iştir, bir çırpıda erilmez
Son verip dostluğuna, ıradım senden dünya
Vazgeçtim para puldan, şöhretten şandan dünya
Hamdolsun mahiyetin, faş oldu bu fakire
Burada biter bu iş, ümit kes benden dünya!
Dost bildiğim niceler;
Düşman oldu sonunda.
Nice hoşça heceler;
Gama döndü anında.
Nice hüsran inkisar;
Çıktı ünün (!) ayyuka!
Silker oldu halk yaka!
Soktun çoğu sen şoka!
Düştü masken ey hoca(!)
Gördü hali genç koca.
Meftun edip kendine, Rüsvay ettin âleme!
Bıktım senin aşkından, düş yakamdan ey dünya!
Ben huzura muhtaçken, düçar kıldın eleme!
Bidayette bir düşken, kâbus oldu o rüya.
Neden hala büyümez, şu bizdeki bebekler?
Yaşlar normal artar da, huylar sayar yerinde.
Kafalarda tüy kalmaz, büyür de hep göbekler;
Kat’a şuur bulunmaz, kahirinin serinde.
El giderken uzaya, biz gideriz barlara?
Zengin olsan ne yazar, fani iken bu hayat?
Çağırınca yaratan, olur her şey bir serap.
Senin olsa ne çıkar, mal emtia kat ve yat?
Talan eder varisler, seni yerken şu türap.
Hele bir bak Kur’an’a, neler olmuş Karun’a?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!