Gökhan Gençoğlan, şehitliği seçti.
Osman Yurdusev, şerbet’ini içti.
Baykal Küçükgöçen, sırat’ı geçti.
Bu şehir, şehitler şehri Kadirli.
Yol’una gitti, Mustafa Yağız’ım.
Kemiksiz dil’i, her türlü silah’ı,
Neredeyse, kandıracak İlah’ı.
Şeytana, ters giydirirler, külah’ı.
Şerefsiz arama, boşu boşuna.
İnsanlarda, kötü nefis var iken.
Bana, beden veren, hayat veren.
Bana, kelam veren, selam veren.
Bana, sevgi veren, şefkat veren.
Önce Allah, sonra sensin, ana’m.
Bana, meme veren, mama veren.
Kızları, almışsın yanına.
Ziyafet çekmişsin, can’ına.
Hatıra olacak, yarın’a.
Beden sarhoş, sen şensin gönlüm.
Kadeh’i, doldurup içersin.
Düşman hain olur, biliriz bunu.
Baban da yedi, bir kahpe kurşunu.
Cennet'i aladır, şehidin yolu.
Baban gül bahçesinde, şehit oğlu.
Bu vatan için, nice şehitler verdik.
Tilki Kurnaz tilki, zuhur etti Orçan’dan.
Başladı, kıydaki sakin pinlerden.
Mübarek geliyor sanki, Yemenden.
Torbası delik, ceddel meddel gibi.
Adına, nimet’ler saçılır.
Şer’inden, geriye kaçılır.
Sofra’na, ikramlar açılır.
Elbet bir gün, toslarsın torpil.
Bütün iş’lerin, dalavere,
İnsanlar söz veriyor, yapmıyorlar.
Allah'a inanıyor, tapmıyorlar.
Haram yol’dan, geri sapmıyorlar.
İnsanları sevmeye, tövbe ettim.
Kötü el’ler de, çiçekler mis kokarlar.
Toprak
Candır; hava, su, güneş, toprak.
Yetişir, yemyeşil bir yaprak.
Bunu, söylemeye ne gerek.
Sana gider, insan koşarak.
Türkçemiz
Güzellere; Gonca gül deriz.
Ne güzel, Türkçemiz var bizim.
Gelini; Çiçekle süsleriz.
Ne güzel, Türkçemiz var bizim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!