Şu köhne Dünya’nın gam tezgâhından,
Umut ilmeğini çözmek de varmış;
Cennet kurgusuna lâyık bir ömrü,
Azap imbiğinden süzmek de varmış…
Mecaz gerçek arası dilim dosta niyazda;
Tefekkür buz dansında, özgüvenim ayazda.
De gitti uzman işi biliçaltına girmek;
Uyuyan köpeklerde uluyan kurdu görmek;
Üstüne çıkmak için gayret gösteren pek az;
Ortayı bulanınsa, görevi top çevirmek...
Sanal gündeme teşne yasak-savar ilgisi;
İncir çekirdeğine rahmet okur bilgisi;
Kara tahtada kaldı tebeşirinin tozu,
Doymuş keçeden farksız efkârının silgisi...
Çatlak ar testisine "sudan sebep" doldurur,
Sızan yaveleriyle olmazları oldurur !..?
Açmaza düştüğünde çıkış yolu ne dersen (?),
Onu da yeni yetme kızanına buldurur...
Zorbalığın ritmine nabız uyduran yürek,
Varlığı yokluğu bir, tene yük olsa gerek;
Taş sineyi överken dili mermer yontanın,
Dudağı bin ah döker böbreğe öykünerek...
Ayakların göl olsun, başın çağlayan pınar;
Güz dalına hamak kur, düş görsün ulu çınar! ..
Dünün karadulundan yarına panzehir söz:
Gel-geç gönül uğrusu gülşeni terk eylesin;
Hercayi menekşeden dikensiz meşk dilesin!
Ahde vefasızların intizara hakkı yok;
Ağyar ezgi çileyen bülbülü gül neylesin…
Umur çarkında dişli, derdest olağan bende;
Muhalif geçinen de sisteme yontan rende;
Algı yönetiminin ürktüğü deli yürek,
Özerk aykırı birey, o, bu değilse nerde?!
Zümrüt, safir saydam saf, billur satranca buyur!
Rakip veziri gözle, fillerin açsa doyur!
Gerekirse piyon ver kalelerini kolla,
Atı atla dizginle hamleni şaha duyur! ..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!