İhanet kıskacında beyni uyuşmuş nankör,
Yurdumu pazarlarken düşman lobiye bonkör;
Etnisite maskeli bir haşhaşin tezgahı,
Sicilya mafyasının varyantı narko-terör...
Gözbebeklerin yıldız, kaşların hilal senin;
Perçemlerin ters lale, gül benzin al al senin;
Uzaktan pür tebessüm salınıp el edişin,
Gönlümün gönderinde bir özge hayal senin! ..
Dizeleri demlerken kalemin esin burcu,
İçimizde ukdedir okura gönül borcu;
Doğum sancılarına katlanmak zor olsa da,
Şükür, bir dörtlük daha, Gül Dağından taburcu...
Gezgin bir buzdağıdır yüreğim şimdilerde;
İç burkan ağrısını bilinçaltı gizliyor;
Dip dalga teselliyle ter atacağı yerde,
Besbelli çarpmak için volkan sine gözlüyor.
Fiyaka met-cezirine güdümlü de basireti,
Suret perdesinden sebep güneşe hasret sireti;
Şipşak öz-çekimleri de özün özüne duyarsız,
Onca resme tek çerçeve, aysar meşrep esareti...
* Siret: Bir kimsenin iç yüzü.
Dün gece şarkımızı duyumsadım uykumda,
Bir fırtınadır koptu kan terane ruhumda…
O hicran bestesinde düş avazı çağladı;
Dimağım mest olurken gönül gözüm ağladı…
- Oradasın! ..
Yakınsak bir yerdesin biliyorum,
Konuş benimle!
Eni, konu,
Yönü, kaynağı belirsiz,
Kafa ütülemekte çalpara dilbaz nöker,
Fırtına biçmek için de gitti poyraz eker;
Söylemini kuşanıp eyleme geçme vakti,
Sesinin yankısına teslim bayrağı çeker...
Teklenmiş anıların yalnızlık menzilinde,
Kendimi dinliyorken her zerrem seni okur;
Gönlümün voltasında mazi bir ipek halı,
Adımlarım seni dokur! ..
Can siper senliğimi bürünerek her gece,
Yakaza düşlerimin ayda birlik uması,
Nabzımın vuruşuna güdümlü soluması;
Bana öyle gelir ki, Türk’ü Turan’a davet,
Avaz yele o kurdun dolunay uluması...
* Uma: Konuk, misafir.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!