Zorunlu başkalaşma kendine sürülenden,
O çile menzilinde toz kanat örülenden
Kırk uyaklı kırk sitem özgürlük terennümü,
İpek kırığı sözler defteri dürülenden...
Kar tutan kaşları yıldız yağmuru,
Buzul bakışları sevdâ mahmuru,
Gündüzün şavkını toplayıp yüreğinde,
Bütün saatlerin zembereğinde
Gecenin tahtına kuruluyordu,
Bildin mi,
Korku belası gizler iç burkan elemini;
Geçim endişesiyle paralar kalemini;
Doğruyu savunsa da bedeline katlanmaz,
Eylemle sınamaktan kaçınır söylemini…
Bengi suyu kim istemez amma ben başka susadım;
Bezmi -elest ertesinde mavera meşke susadım;
Arabistan kirazından süzme şerbet umar gönül,
Akıl kündesinden azat özden öz aşka susadım...
Şair, kadim aşklarda kendinden iz bulmalı,
Genel geçer kıssadan özgün ibret almalı,
Mecazen gerçekliğin hüsran nöbetlerinde,
İşi, kalem kırmadan şiir yazmak olmalı...
Sürekli ertelenen bayramlardı yarınlar,
Sitem kanatlarında havalanırdı hüzün;
Dağ başlarına çöken duman içimizdendi,
Farkına varamazdık candan güldüğümüzün...
Anlam arayışında saf aşkı nefeslendik;
Ondan çağrışımlarla sevgiliye seslendik;
Raf ömrü kaygısından azade mazmunların,
Doğal imge ürünü hazlarıyla beslendik…
Lahanacı Selim Han’ın yeşil efsun gazeli;
Bamyacı Sultan Mahmut’un kırmızı fes özeli;
Amasya ve Merzifon’dan payitahta taşınan,
Beş yüz yıllık rekabette milli renk en güzeli...
Ölü sevicileriz diyen galiba haklı;
Nice değer adeta yaşıyorken yasaklı;
Pahasına güç yetmez nadide mücevherler,
Kem gözlere kilitli sır andaçlarda saklı...
Kadim Türkçede “Alla”, yücelerden yücedir;
Her tasavvurdan beri, kimse bilmez nicedir;
Duaya layık Çalap, fikir veren “İdi-kut”,
Kadiri-Mutlak Tanrı, erkli ve görklücedir…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!