Dinlerdim bir zamanlar kendimi en derinden,
Aşkı öğrenmek için, özdeş alp-erenimden.
Sanki bir kör kuyudan seyrederdim geceyi,
Yusuf’ça zikrederdim 'ilk olgu'muz heceyi.
Sureti hak görünür sireti ordu bozan;
Fitne fesada teşne batıl meşrep kavgazan;
Alacası içinde çok yüzlü densizlere,
Kadayıf üstü kaymak körebelik hüsnü zan…
* Siret: 1. İç yüz, 2. Huy, karekter, seciye, 3. Bir kimsenin iç yüzünü de aksettiren tercümeihali, biyografi.
Yıllar öncesiydi,
Yağmurlu bir gece,
Köprü altı çocuklarıyla Karaköy’de,
Fırlatmıştım oltamı tilkicik uykularına…
Bir kâbus çekmiştim tiner kokulu,
Bu devrânın kem düşünü bir hayra yoran bulunur;
Sorumlulardan hesâbı elbette soran bulunur.
Kara-gün kararıp kalmaz, güneş balçıkla sıvanmaz
Kutlu rehber çerağını bir tutuşturan bulunur.
Kalemin ve kâğıdın hürmetine,
Endama gelen tavlı sözlerin,
İsmini kazanan manidar özlerin hakkı için;
Bakışları içe dönmüş,
Sevda rengine bürünmüş,
Çakır, ela, yeşil, füme
Ararken çağların uzantısını,
Buluştuk da kendi benliğimizle
Yeni sürgünler verdik,
hey heyy,
yeni şıvgınlar verdik...
Yedi ırmak gözesinde,
Yedi iklim harmanlayan,
Yedi deryâ bereketi,
Yedi dağın dumanısın!
Şaşan beşerin ayıbı,
Sevmeyi sevenlerle sevilmeyi sevenler,
Yalnızlık duldasında hüsran davulu dinler;
Bağlanma korkusuna her kim yenik düşerse,
Uçarı meşrebinin ah batağında inler.
Efkârını zıt kelam anlatırken azimli;
O’nun bu cinliğine tüküren, “lama kinli”;
Zemheride yanıyor, yaz ortası donuyor,
Baharı güz sanıyor, yüzde bin Arjantinli…
• Lama: Güney Amerika devesi; Kızdığında tükürmesiyle ünlenmiştir.
Sevdiklerine müşfik, sevmediğine hûnhar,
Hem gergisi kalaylı, hem dil tokmağı kindar,
Nefret lehimi kopup nişadırı uçunca,
O teneke davuldan son tık, aslını inkar...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!