ERKEN SAATLERİN SIZISI
Özlemek sabaha karşı usulca çöksün,
Şehir daha uyanmadan düşsün içimize.
Bir sessizlik gibi büyüsün adın,
Geceden sabaha sarkan ince izimize.
EŞİĞİNDE KALAN BAHAR
İçimde filizlenen
Adını koyamadığım bir evren var.
Kapısını çalmadığım düşler,
Hâlâ ışığını söndürmeden bekler.
EŞİĞİN ÖTESİNDE
Akşam usulca eşiğe sindi,
Avlu gölgeyle derinleşti.
Rüzgâr avludan geçti;
Adını kimse duymadı.
ESKİTTİ
Eski bir hikâyeden geldim sana,
Kusura bakma.
Üstüm başım mutsuzluk içinde,
Zaman eskitti beni.
ESKİ BENE SELAM
Aynaya her baktığımda
yüzümden bir mevsim çekiliyor.
Dün dediğim çocuk,
eski bir fotoğrafın sessizliğinde üşüyor.
ESKİ USUL SEV
Beni, eski zamanlar gibi sev;
Sözüne gölge düşmesin.
Bir gülüşün ömre değsin,
Kalbin yarı yolda üşümesin.
ESKİYEN SESSİZLİK
Biliyorum,
dönmeyeceksin artık;
yolun benden uzağa düşüyor.
İnsan,
alıştığı bir sesi
EY GÖNÜL
Gönül, neden yollara düştün?
Dünya bir gölgeymiş, geçip gittin.
Bugün açan güle neden yandın?
Nedir telaşın, söyle ey gönül?
EYLÜLDE YAZ
Eylül, penceremde solgun bir iz,
Rüzgâr avucumda eski mektup.
Yapraklar akşamın eşiğinde düşer,
İçimde yarım bahar uyur.
EYLÜL
Eylül süzüldü şehrin üstüne,
Akşam gölgesi erken uzadı.
Seni aramadım bu kez;
Adın, içimde eski bir sızıya dönüştü.




-
Yücel Özkü
-
Yücel Özkü
-
Yücel Özkü
Tüm YorumlarHayat, avuçlarımızdan sessizce süzülen bir nehirdir.
Zaman geriye dönmez;
geçip giden günlerden bize yalnızca
yüreklere dokunduğumuz kadar iz kalır.
İnsan, sustuğu yer kadar derin; yazdığı yer kadar kalıcıdır.
İnsan, sustuğu yer kadar derin; yazdığı yer kadar kalıcıdır.