"Dünya bir penceredir, her gelen
baktı geçti..."
Dünyayı sana bıraktım, varsın doysun
gözün;
Kucağına düştüğümüz günden beri
el üstündesin.
Zaman, bahçende açan en narin
çiçekti,
İndirdi üstüne yağmur bereketi.
Dağın alnına çöktü akşamın mor sisi,
Kar şimdi... Bir ak kefen değil, lekesiz
bir uykudur...
Karanlık sulara köpükten iz bırakan
kayıklar,
Altında gümüş pullu balıklarla raks
etti.
Yayladan göçen vargit çiçekleri tek
tek,
Gidenlerin ardından, kuşlar bile eksik
dönecek bahara...
Kimler kondu bu hana sessiz, kimler
göçtü izsiz...
Yine de dönüyor çarkın, durmuyor
hayat...
Bir dal çiçeği,
Kestane kokusu bal oldu arının
kanadında.
Kandırmak için bizi, ne çok oyuncak
sakladın koynunda!
Aklımı çeliyor hâlâ bu yaşama
sevinci,
Tam da bana göre hani...
Sana gönül verenleri hep bağrına
bastın,
Sana küsenleri bile koynunda
uyuttun nihayet.
Topraktan filizlenip can kattın her
cana,
Bir eylülden bir bahara estin zamanın
içinden.
Kaç asrın aynasından geçtin de
saklarsın yaşını kimden?
Ey dünya!
Seni sevmek ayrı yük, sensiz kalmak
çile;
Cefan çok ama yine de sürmeye
değer sefanı.
O okkalı edan,
O cana batan kaşın ve gözün...
Ali İhsan Kaya 2
Kayıt Tarihi : 9.10.2026 19:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Dağın başında akşamın mor sisi çökerken vargit çiçekleri göçer; bir yolcu, doğanın ve zamanın akışına, cebindeki kestane kokusuyla gülümsereyerek bakar. Dünyanın tüm çilesine, fani yüküne ve gizlediği yaşa rağmen, koynunda sakladığı oyuncaklara ve sunduğu sefaya kanmaya değeceğini bilerek yürümeye devam eder.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!