Vurdum goge yuzumu
Bilmemki yuzum kac parca
Egede bir sahilde
Arasindan daglarin yesildim maviydim
Bilmemki ben neydim
Mutlu bir agac yada serin bir dalga
Bir gun gecti icimizden
Telassiz bir trenin ugultusuyla
Sonra dusunduk ne yiyecegiz diye
Yarinin aksaminda...
Gunler gecti ekimin icinden
Müzikler dinliyorum
Ortasında bir masanın
Aylardan ekimdir
Yoksulların kızıl devrimine inat
Gri yavaş ve asil
İnmektedir pencerelerden.
Fırtınalar çıkacak.
Yıkılacak,
Esrikliğin duvarları.
Çıkılacak güvenin doruklarına.
Varılacak,
En yüce zirvelere.
Son damlasıda düşdü
Son yalanla
Yerle bir oldu
Işığın orduları
Elveda!
Sana gün.
Sefil bir omurgasızlık
Dik yürüyen yok sayılır.
Güneşin onurlu çocukları
Sürüngen organizmalara
Nasıl dönüştü.
Ellerinde çelikden ikonalar
Sesin kalemimin ucunda
Sesin benim siirim
Sesin bellegim...
Yani sinirlenmek cok kolayya
Oyle kisacik kirmak kirilmak
Ofkenin kirmizi teninde
Ey nehir!
Sen uzandıkça uzaklara.
Tatlı tatlı mavini taşıdıkça;
Biz griye boğulduk.
Tatsız sevişmelerde,
Aynılığın çölünde kavrulduk.
Göğün harmanında;
Maviye belenip yağacak,
Ezgilerimiz.
Yürekten doğaçlanıp,
Tamamlanacak,
Ezgilerimiz.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!