Sulanan neydi
Susayan zamanda
Susan neydi
Eskirken çığlıklar.
Çığlar büyürken
Çağıldayan neydi.
Mavi gozlerinde gunes
Yavrum beyaz teninde sevgi
Sen buyuyorsun dolu dizgin
Her gun yuzun degisirken
Sasirtiyorsun bizi
Bana benzetiyorlar seni
Kışımda baharımda Çayım...
Uyuşmuş parmaklarımın arasındaki
En şefkatli sıcak çayım...
En yumuşak teninde dalgın bir eski zaman adamının
En kahverengi demin buharı...
Unutulmaz bir efkar sofrasının
Serzenisin kime cekirge
Kacisinda karisan zamanlarda
Arkandan suruklenirken sehirler
Oltanin ucunda saga sola sicrayisin niye...
Kes su igrenc sesini
Cana can dustu
Icinde kivilcimlari sakir umudun
Yalin bir dirilistir bu
Sakin ve sessiz buyur icinde can bir canin...
Aylara asilmistir bekleyis
Camekanlarindan izledim seni
Ey yarim Istanbul...
Sehrinde yoksullar cogalmis
Korkularin icinden siginmislar
Masmavi kanatlarinin altina...
Yasamak icin didinmekteler
Bir yol uzar
Kara gecenin icinde
Ayazda cinlayan
Kurt ulumalari sarar dagin yamaclarini
Belli belirsiz susarsin
Ellerinde gecmisin guzellesen kulleriyle
Gözlerimde yenilgiyi arayacaklar
Boşuna
Gözlerim ilk doğduğum gündeki gibi
Parıltılı ve güleçtir
Çünkü bu yaşamı onlar bagışlamadı bana
Bu yaşam benimdir...
Bu kent yalnız kalmış dostlar,
Adlar kazınmış duvarlarına,
Umarsız aşk sözcüklerini
İşlemişler suratına çakılarıyla.
Giderken bu kenti yakmışlar.
Yurudugum yollarda kaybedip
Binlerce kez geri dondugum
Aradigim ve bulamadigim bir an icindi hersey...
Hayretler icinde kalan bir zamanda
Her saat tinisinda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!