Oysaki ruh tertemizdi,
Hastalıksız ve ölümsüzdü.
Hasta olan nefsimizdi...
Rüzgarda uçuşan yaprakların
Hüznünde sen vardın
Bitmek tükenmek bilmeyen
Gecelerin Sabahında sen
Şafakla beraber pencereden süzülen
Gülüşün hangi şiire benzer
Göz yaşın hangi ağıda
Dilin hangi türküye hayat verir
Bakışın hangi şarkılardan kalma
Bir sabah uyanacak
Her zamanki gibi
Perdeni aralayacaksın
Güneş süzülecek
Aşina bir misafir gibi
Pencereden içeri
Ve olurda bir gün
Yine karşılaşırsak bahçesinde
Taş duvarlı okulun
Saçların örüklü
örüklerinde mavi boncuklar olsun
Tak benim için
Masamdaki takvim 31 Ocak 2020’yi gösteriyordu. Haftanın son iş günüydü. Masamda birikmiş evrakları inceliyordum. Günün telaşı içinde zamanın nasıl aktığını fark edemiyordum. Öğle arasına az bir zaman kaldığı için odama pek girip çıkan da yoktu. Kapı hafif çaldı, sekreter içeri girdi.
“Müdür Bey kapıda biri var sizinle görüşmek istiyor,” dedi.
Başımı kaldırdım.
“Kimmiş?”
“Orhan diye biri,” dedi.
Garbın gariptir yüzü
Üniformaya bezenir
Zalimin Gizli yüzü
Aldatmasın münafığın
Süslü-küflü sözü
Onlarla tek ortak yönümüz
Yıllarca çalışmış, çabalamış, başını sokabileceği, eşi ve çocukları ile güzel bir hayat yaşama haylini kurduğu eve ulaşmasına az bir zaman kalmıştı. İki yıl önce evini yapacağı arsayı satın almış ve yeniden para biriktirmeye başlamıştı. Para biriktirebilmek için masraflarını kısmış hatta günde iki paket içtiği sigarayı bile bırakmıştı. Normal işinin dışında ek işler de yapıyor, sıcacık evine bir an önce kavuşmak istiyordu.
Ev yapmak için yeterli miktarda parası olunca işe koyuldu. Evinin inşaat malzemelerini büyük bir titizlikle seçiyor, arsasına taşıyor, ustalara talimatlar veriyordu. Çok heyecanlı ve çok sevinçliydi. Arada bir eşini ve çocuklarını da inşaat alanına getiriyor, bu mutluluğu birlikte paylaşıyorlardı. Mutfağı şöyle olsun, balkonu geniş, bahçede küçük bir kümes olsun gibi eşinin isteklerini, aklının bir köşesine not ediyordu.
Günler geçiyor, evin inşaatı gittikçe yükseliyordu. Müsait olduğu zamanlarda kendisi de inşaatta çalışıyor, ustalara ve işçilere yardım ediyordu.
Eşi ve çocukları ile sık sık evin durumu ile ilgili konuşuyor, yarına dair güzel hayaller kuruyorlardı. Hayalleri gerçekleşmek üzereydi. Güzel müstakil bahçeli bir ev, bahçesinde kümesi, meyve ağaçları, küçük bir bostan, bostandan toplanılacak soğanlar, domatesler, salatalıklar…
Sabahları bahçede semaver yakılacak, kümesten taze yumurtalar toplanacak, bostandan kıtır sebzeler kahvaltı sofrasına gelecekti.
Evin inşaatı bitmiş, eve taşınma işlemleri başlamıştı. Yıllarca çalışmanın, para biriktirmenin karşılığını görmüşlerdi. Yorulmuşlardı ama herkes mutluydu.
Bir güldün
Güller gülüşünü taklit için açtı
Bir ağladın
Sonbahar hüzün olup için için yağdı
Bir gelinlik giydin
Kar sana özendi beyazıyla
...
Gümüş hayaller tüterken,
Evlerin tiryaki bacaları,
Dallara tüner gececi kuşlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!