Zindanlarda geçti fani ömrüm
Ayağıma prangalar bağladılar
Gözlerime mil çektiler
Yüreğimi dağladılar sevgili
yandım ama yaktıkları ateşte değil
Biz ne zaman kazandık ki ubey
Ne zaman gerçekten yaşadık
Bak aldığımız nefes bile bir sır
Ne zaman elimize bir gül aldık
Hep ustura ağzında kanamadık mı
Dört duvar arasında prangalar eskittik
Ben hiç uçurtma uçuramadım
Ama hep bir uçurtma çizdim
Mahpushane duvarlarına
Çok sürgün gördüm
Her bir sürgünde
Yüreğimi taşıdım sonsuzluğa
Sürgün dediler
Ben bir kurşun oldum
Sen bir namlu
Vurgunluğum dile geldi
Hedef olmuştum bir vakit
Üşüyorum yine cehennem yamacında
adın ile yüreğim dağlanıyor sevgili
gül yüzüne hasretim yokluğunda
yağmur damlasında arıyorum seni
Bir hasret ki uyandı bende
Kaybolmaktayım ararken benliğimi
Ufuktaki varlığıma hiç benzemiyor
Ah yoksa bu yokluğumun kendisimi
Ufkumun yalnızlığı varlığımı eziyor
Yaşarken ölürüm ölüm hayatın ibadetidir
Bir gülüşün kaldı gözlerimde hâlâ,
Sesin yankılanır boş sokaklarda.
Gidişinle soldu içimin rengi,
Bir mevsim eksildi tüm zamanlarda.
Geceler uzarken sensizliğe doğru,
Bir serçe kondu cam kenarıma,
Gözlerinde senin gidişin vardı.
Sessizlik sardı dört bir yanımı,
Kalbim, ismini usulca andı.
Geceler uzun, sen yoksan eğer,
Yalnızlık, insanın kendine sorduğu en sessiz sorudur.
Cevabı yoktur — ama yankısı vardır,
ve o yankı, bazen bir ömür sürer.
Kalabalıkların ortasında bile
bir boşluk taşır insan,
Bir rüya gibiydin, sessiz ve ince,
Gözlerinle doğdu ilk sabahım.
Bir gül açtı solgun gecemde,
Adını fısıldar her ahım.
Ay ışığı düşer yorgun pencereme,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!