uykusuz çok geceyi sabah ettim ben
hala zindanların prangaların hüznü not defterimde
yani yolum kayıp değil izimi sürenler hiç üzülmesin
gözyaşlarım dudaklarıma hüzün düşürdü
aşk tamam olmaktır ben ise hep bir eksiğim
ve eksiklerim bir zamanda uçuruma dönüşüyor
Ey canlar cananlar
Benim bir yangınım var
Adına kerbela derler
Kül etmez beni bu ateş
Ah keşke kül etse beni
Küllerimden dirilsem
Toprağı avuçlamış asi bir rüzgar
Mesafeler yormuş küçük adımları
Sıcak bir namlu soğumaz arşa bakar
Gözyaşları kırmış yine gönül dalını
Sevda susmuş düşmüş en ağır yana
Tutkular meclisine gel sevdiğim
Bir tutkusun zaten her yerde yazar
Gel ki seyrinde semaha döneyim
Yer gök zindandır sen yoksan yar
Gönül dalıma konmuş sevda kuşu
Tutkumu omuzladım bir akşamüstü,
Ağırdı —
Sanki kendi kalbimi taşıyordum
Kendi sonuma doğru.
Kimse görmedi çivileri,
Kaç zindan giremedi
gözlerin var yüreğimde
kaç pranga eskitemedi
adın var yüreğimde
Zindanlarca hasretim sensin
Toprağın kokusu, emeğin kutsal teri,
Basit yaşamın derinliği, gerçeğin verimi.
Sarhoşluktan uyanmış bir ruhun çığlığı,
Her lüks bir pranga, her yalan bir sancı.
Savaşın anlamsızlığı, kanın lekesi tende,
Ey yeryüzü!
Bağrında çağlar yatar, sırların derin,
Kanınla yoğrulmuş her karışın emin.
Dağlarınla direnmişsin vaktiyle tufana,
Ovaların destan yazar geceyle sabaha.
Kadın
Hürriyet Gül Sonsuzluk
Hani şimdi anlatmak zor
Seni sizleri
Bir akşam daha sustu şehir,
Penceremde rüzgâr, içimde serin bir yorgunluk.
Güneş, son ışığını taş duvarlara bıraktı,
Bir ben kaldım, bir de eksik cümlelerim.
Zaman, ince bir ip gibi geriliyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!