-Kabullenmiştim artık "bir baltaya sap olamayacağımı"-
Kartallar daha yüksekten uçuyor,
Çiçekler zamansız soluyordu gönül bahçemde.
Artık çayın eski tadı da kalmamıştı, dost meclislerinde.
Kehanetler tersine işliyor, zaman geriye doğru akıyor,
"Tencere yuvarlanıp kapağını bulamadan,"
Münferit benden, sıkılmış aynalar patlıyordu.
Ruhumun beni uyandırdığı o anda
Bir nokta belirdi sanki matlada
Uzun süren bir yadsımanın ardından
Cana kavuşmuş taze bir soluma
Döne döne bir sezgi kâğıdı düştü alın yazımdan
Mâsivâya sabitliydi
Tutamadığım zamandan
Soyutu anlatmamı istedi;
Soyut mevhumları kullanmadan
Yedi somut taş aldım elime
-düşündüm-
İdeam seslendi:
Dedi ki "ne çok düşündün hakkını ver artık bunca düşünmenin"
Mavi taşları, heybeme koyup
Kırmızılara, sırtımı döndüm.
İdeam sordu:
"Ayrışıklığın olduğu yerde bütünlük bulunur mu?"
Sezdim ve anladım.
-İlim sahibi bildiklerini bilmeyenlerle paylaşmalıydı.-
Döktüm heybemdeki tüm taşları
Kırmızılarla mavileri birbiriyle harmanladım
Parçayla parça
Bütünle bütün
Işık hızıyla yayılıp evrenin uyum ilkelerine
Platonik bir morla yola koyuldum.
Zeynebp Özge
Kayıt Tarihi : 28.11.2025 19:30:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Sorgulamamış, hayat yaşamaya değmez."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!