Sansürsüz Şiiri - Zeynebp Özge

Zeynebp Özge
56

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Sansürsüz

Bugün günlerden pazar, bugün çok özel bir tarih
- yirmi beş mayıs iki bin yirmi beş-

Offf "kafam şişti" düğün konvoylarının sesini dinlemekten herkes bugünü mü beklemiş "başını göğe erdirmek" için?
Mezuniyet, düğün, nişan, sünnet...
Düğün merasimi en çok beklenen o an "takı töreni..."
Uzar gider bu kuyruklar...
İlk dans harmandalı, erikdalı toplu halay ve kapanış.
İyi ki evlendiniz de sahalar ebedîyen bekârlara kaldı.
"Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı" bu merâsimleri sınırlandırmalı ya da bu tür merâsimlerin pazar günü yapılması yasaklanmalı.
Sana ne demeyin lütfen!
İnsanlar neden en özel günlerini gürültüyle taçlandırmak ister ki anlayabilmiş değilim henüz?
Dışarıdaki gürültüden dolayı ne uyuyabiliyorum, ne de televizyon izleyebiliyorum - ki televizyon izlemeyi hiç sevmem-
Biraz bulmaca çözeyim dedim;
yukarıdan aşağıya, sekiz harf:
Evlenenlerin ilk girdiği yer?
Cevap: Dünya evi

Sağdan sola, beş harf:
Evlendikten sonra dünyada görülen ilk yer?
Cevap: Köşe (bucak)

Okuyucuda şaşkınlık ifadesi, sonsuz harf:
Cevap: "aaaa!
Buradaki a'yı sonsuza dek uzatabilirsiniz.

Boru sesi, iki harf:
Bilin bakalım ne? (ti)
Bulmaca bile ti-ye alırken hayatı nedir amacınız sizin?
"bezdum yeminle bezdum"
Sırf siz "dünya evine girin" ve "dünyanın kaç bucak" olduğunu görün diye mi bunca izdihâm.

Ahh ah, vakti zamanında terk edecektim bu şehri.
"Kuş uçmaz, kervan geçmez" bir köye yerleşip emekliliğimi beklemek en güzeliydi.
Biraz parkta oturayım dedim, banklar ergenlerle dolu.
Nerede çocuk hakları nerede sek sek oyunları, oyun oynamak nedir bilmeden büyüyor yavrucaklar.

Tabii bu yaştaki gençlerin birbirini tanıması daha önemli ama bunun yeri kaydıraklar salıncaklar mı Allah aşkına?
Eve dönerken otobüse bindim; otobüs son yolculuğuna çıkacakların, son yolculuğuna çıkmadan önceki son yolculuk provası gibi tıklım tıklım.
Otobüstekiler "kulak tıkamışlar" hayata
Fuzûlî'nin şikâyet ettiği gibi "Selâm verdüm rüşvet değildir deyû almadılar"

Kulaklıkları duymalarına değil; görmelerine engel olmuş.
Herkes, herkesi görmezden geliyor artık.
En çok da çocuklar görmezden geliniyor.
Her gün yüzlerce çocuk veda ediyor yaşama.
Apan-sız
Zaman-sız
-buradaki -sız- eki eksikliklerini bildirmek amacıyla kullanıldı. (onlarsız)
Annelerinin o sıcakcık koynundan kopuyorlar "nar çiçeği" gibi düşüyorlar buz gibi toprağa.
Devir ediyor cansız bedenleri ve bir çocuk payı yer açılıyor dünyada yeni doğan her çocuğa.
Can çekişen ruhları bir gün daha fazla yaşayabilmek için kuş gibi çırpınıyor âdeta.
Üstelik "çağdaş zamanlar" dediğimiz şu dönemde:
-savaş vurgunu çocuklar-
-açlıktan ölen çocuklar-
-sığınma problemi olan çocuklar-
-eğitim hakkı elinden alınmış çocuklar-
-küçük yaşta zorla evlendirilmiş çocuklar-
Çocukluk ne ifade ediyor, çocuk olmadan
büyümek zorunda kalanlar için?
evcilik oyunu mu,
yara mı,
travma mı?

Buradaki çokluk eki; +lar
çocukluğun yükünü arttırma (çoğaltma) görevinde yanlış kullanılmış.
Doğrusu çocukcağızlar olmalıydı.

Konu ne ara çocuklara geldi yine?
Konumuz hep onlar olmalıydı, aslında hep beraber yürümeliydik yarınlara...
Onlar hep gülmeliydi,
Ne yazık ki sahip çıkamadık çocukluğa!

Neyse bir es, kısa bir sessizlik...
İçten bir iç çekiş!
Nasıl olsa kimse okumayacak bu yazdıklarımı.
Çünkü herkes yazıyor.
En iyisi ben de bu boş işleri bırakıp roman yazayım.
Ziyan-ı kaza bu benim yaptığım.
Kurguyu biraz abarttıp biraz da absürte bağladım mı?
Okurun pusulası hep beni gösterir.
Eleştiri oklarını hep bana çevirir eleştirmenler.
Bu iş tamam, sıkıyorsa "gülmeyin de yanında yatın."
Yıkıldı bile "dördüncü duvar"
Bir iki deneme; sakın denemeyin benim "içim şişti" yazarken
Neymiş, kendi kendimle konuşuyormuşum.
Kendi kendimle konuşmuyor muyum zaten?
Şayet okusaydı bu yazdıklarımı "yapay zekâ" nın ağları sızlardı.
Tüm sözcüklerin yerini değiştirip böylesine anlamsız ve amaçsız bir metni tam bir başyapıt olarak düzenler- idi.
Öncelikle tüm şairlerin ve yazarların zihnini tarar sonra şair ve yazar olamayacaklara eşit miktarda edebî yetenek dağıtırdı.
Bende bu durumdan istifade etmek isterdim açıkcası ancak özgel görüşüm edebî şahsiyet olarak Ahmet Hamdi TANPINAR ve Oğuz ATAY tüm zamanların en iyisi ve yapay zekâ da onlardan araklıyor, sanırım bilinç akışı tekniğini.
Zorunlu göç yasası, metinler arasılık hatta yer değiştirme de deniliyor bu duruma.
Neyse çok boş konuşup çok boş yer kapladım.
Yazar olmak benim neyime en iyisi biraz gidip kitap okuyayım.
Hem ben "kitaplı köyün kavalcısıyım."
Ben olmasam kütüphanedeki tüm kitapları çoktan kemirmişti, sevimli farecikler.
Sonra işin yoksa kitapları yama; edebî eserler "kırk yamalı bohça."
Ne anladınız da neyi dişlediniz sevimli farecikler?

Zeynebp Özge
Kayıt Tarihi : 28.11.2025 16:05:00
Hikayesi:


25.05.2025

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!