Gece çöktü ocağıma,
ateş sandığım şey yavaşça söndü.
Yanmak değilmiş bu yolun hikmeti,
eksildikçe açılan bir kapıymış meğer.
Nefesim köz oldu göğsümde,
Bakıyorum usulca o eski kareye,
Bir gülüş donmuş zamanın içinde.
Ben mi unuttum,
Yoksa sen mi hiç bakmaz oldun geriye?
Bir resme sığar mı hicran?
Bizi sabırla dinlersin
Öğretmenim robot musun?
Çamasır makinası mısın?
Bizi kötülükleriden yıkarsın,
Çamaşır ipi misin?
Aydınlansınlar diye güneşete tutarsın
Neler vardı okul çantasında?
Hain bir bombada dağılmış,
Çocukluğundan başka.
Beş taşı,
saçına taktığı mavi tokası,
Gözlerin deri bir okyanus,
Dalgalarında kaybolurum bir sır gibi,
Yüreğin fırtınaların sessiz limanı,
Kıyısında bulurum kendimi usulca.
Ellerin dokunur elime,
Sanma ki hep gece olacak,
Biraz sabret, sabah olacak.
Güneş doğacak, öğle olacak,
Yağmur yağacak, sel olacak.
Arap kızı camdan bakacak,
Oysa insan;
Biraz sevebilseydi,
Baktığını biraz görebilseydi,
Duyduğunu biraz anlayabilseydi,
Dokunduğunu biraz hissedebilseydi,
Dünya denen hanın en iyi misafiri olacaktı.
Artık kızmıyorum.
Ne sana,
ne gidişine,
ne de kalakalışıma.
Her şey olması gerektiği gibi oldu,
Artık direnmiyorum…
Hayır, vazgeçmedim.
Ama kavga etmiyorum kaderle.
Biliyorum çünkü,
olan her şey
olması gerektiği gibi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!