Ben de sustum,
ama başka bir sessizlikte.
Senin sustuğun yerde değil,
belki tam karşı kıyısında.
Sana gelmeyi bildim
Görünmeyen savaşlar var
toprağın karanlığında;
gözlerin erişemez oraya,
akıl anlamaz
sessizliğin içinde
bir kargaşa kıvranır,
Bu sabah sessiz sokaklar.
Çisinti var havada.
Güller bülbüller haremlik selamlık olmuş...
Yalın ayak yürüyorsun...
Ayrılık var belli havadan.
Kederin seni nereye götürüyor?
Seninle en çok
hiçbir şey söylemeden konuştuk,
bakışların geceme dokunurken
susmanın dili vardı aramızda.
Bir sözcüğün eksikliğinde
hafiflemiştim ya,
taşlar erimişti omzumda,
işte tam orada
bir köprü kuruldu içimde.
ne demirdi
Toprak yavaşça uyanıyor,
Güneş usulca dokunuyor yapraklara.
Kırlangıçlar dönüyor eski yuvalarına,
Baharla birlikte hayat açıyor kapılarını.
Çiçekler açıyor, yollar renkleniyor,
Sabah,
kırık bir cam parçası gibi
göğe saplanmış,
ışık parçalarını yansıtıyor sessizce.
Kuşlar,
Bir gün anladım:
Sözler yetmiyor...
Ne bağırsan ne konuşsan
kendi gürültüsünden
duymak istemeyen bir dünya
sağırdır sana.
Artık sonlarını okuduğum hüzünlü bir hikaye gibisin
Küflenmiş bir hayatın son demlerini yaşıyoruz,
Gençlik ahlarla geçen rutubetli zamana yenik düşmüş.
Ömür dediğin şey de mevsimler gibi bitermiş.
S.GÖL




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!