Bir aynaya baktım,
karşımda yüzüm değil, bir yankı duruyordu.
Gözlerimin içinden geçen yıllar
birer gölge gibi üst üste yığılmış.
Kendimi hatırlamaya çalıştım,
Bir gün…
sadece bir gün
çok bildik bir kelime
beni sonsuza kadar susturdu.
"Abartıyorsun."
Her biri başka söyler,
ama susarak anlatır seni...
Bir değil,
iki değil,
kırk aynaya baktım ben.
Kar ağır ağır iner,
kırık dökük çatılara;
her tanesi, gökyüzünden düşen
küçük bir sessizlik taşır.
Ağaçlar çıplak,
Camda çoğalan bir sessizlik var,
soğuğun parmakları ellerime dokunuyor.
Kar, düşmüyor;
zaman beyazlatıyor saçlarımı.
Nefes, ağzımda yorgun bir mevsim.
Kış geldi,
rüzgâr bile yorgun esiyor artık.
Penceremde
buhar tutmuş hatıraların
karanlık izleri var.
Bir zamanlar gülümseyen yüzün,
Zaman durmuş sanki;
ufukta birkaç martı
umutsuzca kanat çırpıyor.
Bir çocuğun gülüşü
gökyüzünde kuş sürüsüne karışıyor.
Bir çocuğun narin gülüşü,
kuşların sesinde yankılanıyor.
Kıyı sessizce fısıldar gecelere,
unutulmuş düşler kadar eski,
ama yine de taze ve sıcak.
Geceye eğilmiş bir hayal gibi
süzülüyorsun düşlerimin kıyısına.
Adını anmıyor artık yüreğim,
ama rüzgâr hâlâ seni fısıldıyor.
Savrulan yapraklar misali
İçimde bir suskunluk var,
neye dokunsam eskiyor.
Bir zamanlar gül kokan sokaklar
şimdi rüzgârın unuttuğu yerler.
Pencereme vuran yağmur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!