Kanatları kırık, yorgun bir güvercin
bir sabah düştü kapıma,
gözlerinde saklı bir korku,
nefesinde incecik bir hıçkırık vardı.
Avuçlarımda titredi sessizce,
Kırık pencerelerden baktım hayata,
camın kenarında asılı kaldı düşlerim.
Her rüzgârda savrulan toz gibi
hep bir yanım eksildi zamanın içinde.
Yenilgiler dokundu yüzüme,
Üzerimde taşıdığım bu yalnızlık
hangi zamana ait, bilmiyorum.
Saatler geçiyor içimden,
hiçbiri bugünü göstermiyor.
Gün erkenden batıyor içimde,
Saatler kırık, zamanı saymak anlamsız,
her dakika, bir öncekini yutuyor.
Anıların gölgesinde sarkmış eski saatler,
senin yokluğunu çeyrek geçiyor,
zamanın kırık aynasında.
Zaman bir haritaydı,
katlanmış, yıpranmış
kenarlarında eski ellerin izi,
ortasında senin sessizliğin vardı.
Saatler kırıldı önce,
Her kitap eksik bir yerden açılır,
bir satır yarım kalır,
bir cümle düşer zihnin kıyısına.
Kimi satırlarda özlemin gölgesi,
kimi satırlarda pişmanlığın sızısı vardır.
Yine yürürüm kendi içimde,
her adımda biraz daha büyür,
hafif bir sızıyla
kırıldığım yerlerden sızan ışıklar.
Hayat, eksilen yerlerimizden tamamlar bizi,
Akşam, paslı bir çivi gibi
çakılıyor göğsüme.
Gökyüzü mor bir yara,
içinden sızan ışık
kanamayı saklayamıyor.
Pas tutmuş saatler asılı duvarda,
her biri başka bir vedayı gösteriyor.
Zaman artık ileri değil,
içeri akıyor.
Tozlanmış bir sandık açıldı içimde,
Akşam, paslı bir çivi gibi
çakılıyor göğsüme.
Gökyüzü mor bir yara,
içinden sızan ışık
kanamayı saklayamıyor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!