Başka zaman olsa varır çıkar şu koridordan
Başka zaman olsa ok yayda değilken ve seste keman
Hiç sektirmeden inerdim ipek elleriyle günsıcaklığı servisleyen
Güneşli balkonlardan
Başka zaman olsa
Zamana yapışıp kalmadan tutamayan anlar sırtında uçarken kelebek
Kalbim kimi sever
Hangisine sensin derse kadınlığı güle benzer
Çalım gülüm
Hani niyetinde aşk varsa ismince yakışan dengime
Girelim mi girelim derim hamama
Şöyle helalince bir ter..
Hiç büyümemiş bir masal çocuğu
Dehşete düşmeyerek hayata devamla
Ve bir gezgin...
'Size yağmurları indi ki
Sofranızda sevgilerden şefkatlice doyasıniz ' diyen hatıra
Beni çevirme bundan yamaç rüzgarı sevgilim
Velhasılı...
Sıla sürgünü demir kömür tunç dilimlerinden kekre hasılatlısı
Acı koruklar azaplısı her pahada canından kıymıklarla ödeyen
Hasılı vel yevmi
Kefeninden öte sarılacak kimsesi kalmamış
Hanifi dayı-emmi
Bir dakkka bir dakka..Şimdi şurda,
Sözünüzü balsız böreksiz kestim...Farkındayım...
Hani öylesiyle hiç alış-verişim olmadı diyecektim
Samimice..
Samimice söyleyim, hiç eksikliğini de hissetmedim o
Bozuk dükkanlar bezirganlayan külüstür çarşının
Canim kardesim
Kiymetli agabeyim
Degerli büyügüm
Sevgili Atatürk, her güne sabah serinligini sahil yoluna ellerinden öperek
Daglarin yamacindan koruluklari sirtina yükleyip getiren her bir güzelligin
Esi benzeri bulunmaz hayal ülkesini dünyanin oturdugu yere mesken kilarak
Canim kardesim
Kiymetli agabeyim
Degerli büyügüm
Sevgili Atatürk, denizin dalgaya durdugu yerde mavilere sakinligin rengini veren
Coskusu dinmez firtinalarin sürükleyip sürgün ettigi siginaga
Güvenli yeryüzü limanisin, kolun kucagin aska ve sevgiye pupa yelken
İçin için acıtarak
Sardığı kollararasında şu hüzün
Ağı gibi insanın yüzüne kırbaç vuran ayazlarıyla
Cezmi felakete seyriyor düşünebiliyor musunuz?
Dünyanın bütün trafik lambaları gazabın geçişine pürdikkat
Tek soluk beklemek kadar bile sabrı yok sizi ve bizi yüklü şu tufan
İstifini bozmadan güzelliğinin
Ekinleri işleyen rüzgarların ırgalarında beşik beşik sallandım
Durdum gölgede
Yürüdüm ışıkta
Savruldum elvanda
Karlarla yandım, buz kestim kuzeyde
Ne sagım var benim nede solum
Tek başına,
her ikisiyim
düştüğümde, nasıl iki ellerimle birden tutunacak nesneler arıyorsa
böyle hayatın en çıplak ve en luzumu kadar gerçeğine
alnını yamaçlar gibi herbir yoklukta bakan gözlerime hesapsızım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!