Merkezi ısıtma sistemine benzer
Ve otomatik ışınlanma duvarları gibi zifir karanlığın
Aynı noktadan kurulumu kapasitesi standart hafriyata gövdesini sağlam basarak
Denetimi dağıtımı piyasa koşullarına göre yapılan insanlık binasının çepeçevresinden
Sezon bitimine kıl payı kalası haciz üstüne haciz bindiren damperli güz sergisine iflas grafikleri çizerek
Yan yana geldiğinde
Yavastan süren katarlarim kervanda
Yavas sandallar denizinde güz arafi sessiz seyranim zaten
Zaten hancidan bir hayal pürlendi ihtiyar bir sokaga
Yesillendi allar giyindi daglar, baglar kendi efkariyla sobede
Zaten hep yolcuydum yazilmis okunmus mektuba
Kalem elde kelam dilde sözüm selamim deliboran sevgilerle
Sisli uzaklarin pusunda daglari saklayip örten
Cumartesi bugün bulanik beldelerde sessizligin koynunu kucaklayan üzgüye
Unutulmus bir izin yalinayak
Yalcin yamac yorulmak nedir bilmeyen yalnizligini kimsesizligin eristigi uca ileten
Bagri yanik kibritler gibi kora köz atesleyenin narina
Mechul adimlar araligini aralayan döküntülerde gazel cigligi sonbahara harman olup
Gelip geçen güzayları ıssızın bir vakit
Kendi duvarları dibine devrilmiş soğuk bir oda gibiydi kerpiçlerin sokağı
Arada ne çanak çömlek kırıkları vardı
Ne palamut kozalarından şapkalı insancıklar giydiren kardelen masalı
Bozulmuş bir happan oyunundan kalma burgun sessizlik tortusu pınara yakın
Kendi içine kapanmış hayli yaraydı ahhhh içinde çağlasız çekirdek
Duyan da sanır ki..
Yağmura yakalanınca ben,
Nasıl mı yani, konuşa konuşa böyle
Buluttan düşen dökülen damlalarla evin yolunu
Şehrin ilini
Kaldırımların yükünü
Eski düzen
Yeni mevsim devran
Bayir meselikleri navruz daglari süslü bahceler ve kerpic sokaklar
Hazandan bile cok hozan arafta
Palamut palamut dökülmüs sacilmis
Yiginlarca güzbahar…
Gece uyanmadan henüz
Yagmur dolmadan bulut, günes dogmadan dünyaya
Kara gözlerin matemli bakislarin
Ziyareti tükenmis mabet gibi sözlüklerde alfabesi bulunmayan
Oysa insan anlamlandirdigi seyler toplamidir
Bir kuru gül dalı bırakarak dünyanın kapısızına
Külden bir har, yanakları sarılıp tomurcuklanan baharlardan iz bırakarakta yazbahar
Bir yangından geçip ateş pahası ya tendir,
Veya can..... şu birsolukluk canımdan
Bilmem kimbilir hangi kapıyı çalınca sabah
Hangi kapıda eylenince gölge
Varlik yokluk darlik
Camurmus caylakmis kar kis kiyamet
Demedim ki bugün cimen yarin cigdem birbaska gün yaz güz
Kime caldim cagirdiydim ben bunca gazelimi
Bu kadar üc dalli yoncalar
Bu ciglikta sazim ayaz avaz üc telli
Ve tüccarın tezgahçının yahut beynelmilelci pazarcının her hesap görme sırasında
Dirseğiyle
Göbeğiyle
Diziyle eski çekmeceyi kakıp itekleyerek sarkan ve takılan kenarlarına eklenerek kapattığı şarampolün
Hazin hazan gözde tebessüm dilde intizar evrakta guruba gariban çerçisi güz hasadı dediklerinin
Çekiliyorsa canı, usul usul ağaçlardan tarlalardan dünyadan giden yolcudur




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!