Söyler misin bana
Ücünden birini alip gitmelere sacaklar altindan sizan yagmur gibi
Derin kuyudaki susuzluga kanarak
Görmez duymaz bilinmezlerle kötüyü kutsayip yücelten
Kabullenmisligin tasaronu yahut tasiyicisi hizasina dizilip vaziyet almissa dünya dükkani
Gelmeyen güne dogmayan isiga parlamayan yankiya
Hava…?
Dünkünün aynisi bildigin bugün
Hava icinde in cin her artiktan bir bulanti
Ortaligi üren haykiran haydut ve haram
Hava üfürüyor esiyor bütün sucu günahi silip süpürdügü zibilde toplayarak
Ortaliklarda yuro amerikan bop isi cakal cukal market süper
Öyle bir yere gelir varirsin ki…
Isiklar kendiliginden yanar sabah olur gecceden göcen gün
Yüzü erkenci cig damlalasriyla yunup arinip uyanan
Cicegi gülümsersin
Damlada caglarsin
Döner bir degirmen ve yürü deyince köprüsalincak
Bembeyaz
Kar dügmelerinden buz cözen hasret yangini özlem ile
Bir masal olacakti bayir yukari ortaboy bir kenti anne diye elinden tutup
Kundak cocuklugunun Ulm yakasindan nehir mavisine rüyalarini serpistiren
Köprüdeyken marti saati
Tunadayken eski zamanlarin baglayip biraktigi kayiklar
Tescilli
Tecrübeli
Belgeli
Korunakli
Kilitli
Tecrübeli
Hasar hasadı kimdir nedir demeksizin
Diskoya çevireceğim orayı burayı heryeri matkabına delik değişik
Maksat kafa kıyağını bulsuna ister herkes herkesi
İster bilip tanımadan hiç kimse hiç kimseyi
Aynı kapıya insan yığınağı doldurup boşaltan şehirlerce
Köprüler
Cek be göcüm yüküm bu deli devir ask denen devrandir
Soludugu her nefeste ve her attigi adimda kor ayaz
Derede dorukta yesermis bahar solmus güzün yaz araligi kislar arefesinde
Bazan tütmüs kivilcim bazan közlenmis yanginlar harmani külperisan
Süzülmüs savrulmus nice iklimler demiyle
Cek be ömrüm her vardigim yolculuk kendikendime ziyaretler hancisi
Hallettim sükür o isi ben
Yatttim yattim kalktim
Yattim yattim
Kalktim
Benzin pompasiyla kafa sisiriyordu, zeytinin cekirdegi
Catala gelmeyecek kadar büyüktü, kokusu yoktu tadi saman portakalin
Korbulancak..
Yine orta yerden çalıp söylüyor perde perde yangın tutuşturan hançere
Yine gün dönüyor sular kararıyor mor rengini bürünüp giyiniyor ufuklar dağlar
Sulak sazlıktan söğütlü derelerden konar gölerliğin pusulasız yolunu tutarak leylekler turnalar ve sığırcıklar
Kırda kıraçta sararıp solan kevenler dolusuna dizgin , alıçlar çırpınıyor yine
Vilayette yine sabahın uyandırdığı duraklar dolup boşalıyor
Kapilari calininca ömür hanesinin
Karanligin kafesinden siyrilir gece, ay dolanir zifir dagda
Safak sürgünü yildiz perceminden cikagelip insana dogarsin
Yokus asagi tomurcuga kanayan körpe kundaklarda kum saati zaman
Yasama sarilmanin direnciyle körgamazlara ve kasirgalara baskaldiran
Hem nazli ciceklere püsküllenip




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!