Seyfi Karaca Şiirleri - Şair Seyfi Karaca

Seyfi Karaca

Otobüsü caddeye bağlayıp
Vakti gelmişse çoktan acilin
Yıkıl karşıma boz şu vitesi, fişi tak sigortayı sök şarteli çek
Takıl radarımın kulpuna bir güzel uçurayım seni karmaşık kompozisyonundan
Kömürde yelpazesi korlanmış yangınlara tutuşan altı üstü yeldirmen
Körüklü püskürtmeli kadınlar gibi her yeri pırıl pırıl usturalanmış temizlenmiş mis kokusu

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Sokaga bakan yeller yamaci
Hüzün duvakli bir tül gibi camda cercevede düsler uykusu elvan saray
Dalgin uykular arkasindan
Ve zaman aykiri dönen carklar asrasindan, suskun sessiz meydandan
Sanki ürken bir ay gibi evlerden bir eve belki kilitsiz sürgüsüz diye
Sam yellerinden bir tutam nefes kattigi ömür deminin

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Süzme sizma dizin dizine
Camdan sagilma düzeni düzenekte
Bu ne acayip acayip tonoz düsük yapimli halkalar
Ölü dalgalarin sam firtinasi harabelerine büzük kumkumul
Sunaklarinda cizgili kareli natürmort deseni pükülek
Dörtkösecikte tapina tapina kendi tarafina yamulmus firkati belirsiz kacak

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Camfanustan kudurup kaynayan
Bronz bir kazanimin küflenmis modeli
Kutulari icinden sihirli hünerli cüceligini gösteren derde düskün
Tasarimlanmis maketlerinde beyaza bulastikca bozuluyor sanki mavi diye bilinen
Dag zannedilen cukur…
Dere sanilan kuyu..

Devamını Oku
Seyfi Karaca

.....Ve şimdilerin derme çatması
Elastik –plastik dokulardan can sağıltma derdiyle yanıp tutuşarak
Çabuk alınıyorlar cam incesi kırık bedenlerinde insanlar
Çabuk dağılıp dökülüyorlar tükenmez paramparçalarda
Çünkü tamiri mümkünsüz
Yapış yapış süslenceleriyle asıl daha çok aslından bozulup

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Yaşanmış ve yazılmışların daktiloya düşmüş bulanık alfabesi kağıttan dosyadan silinse bile, yabancı kanatlarda hükmü nafileden öksüz çırpınışlardır, sahnesi dağılmış mor bir kasırga ve dikenli bir çelenk gibi orda burda hayattan kopan parçalarla sergisiz salonsuz sunumlar namına insan suretinde savrulmuş serpilmiş küçük hikayeler toplamının hususu hevesi ve hissesi .

Nizah fitne fesatlık bozgun ve yıkım kaynatıp kudurtan günümüz formatlı insan tipinde, seyir his heves beklenti ve başka kafaya fit olmayan kendini aldatmaya tatmin olma ihtiyacını doyurma muhtaçlık merakının alt seviyesine inen bulaşan her kimse, bütün sağlıklı duyarlı damarlarını öldürdüğü sebebiyle geriye boşlukta ve açıkta kalan hastalıklı urlu iltihaplı kör bozuk kirli zehirli gerici cahil ilkel kapalı karamlık sorunlu düşüncesiz gelişmemiş içgüdüsel refleksli ve her kişiliksiz meziyetsizlikten mikrop taşıyan düşük ayarlı ve aşağılık tıkanıklıktan konuşur davranır.

Sadistliğin ve sapkınlığın adı adresi zaten orasıdır, bir iken iki üç beş on derken bir noktadan sonra kendine dahi sözü iradesi geçmeyip hiç bir müdahale kontrol ihtiyat dinlemeksizin bağımlılığının esiri olarak her türlü azgınlığa yol ve meydan vermesi insanın.

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Derenin dibinden yüzünkuylusuna bostanliklar baglari sulayip giden pinarlarin akarsulari serpilip dururken eylül ekimlerde, agardigi günü kangaldan kengerden kevenden gezmis yorulmus ikindi yelleriyle ugrelenip irgalanan kavaklar herkesten evvel gelisini gören olurdu daglardan gelen karin, yamaclara yikinen sisin, yagmurlardan yere inecek olan bulutun yahut bekcilerden sonra gelip giden yolcunun…
Taaaa erikler alacalara calarinca örtülüde kolda, en nazik dallari yuvalanmis kuslarin tavanarasi süde yogurda bel baglayan hayat imecesini kavim gardas toplumunun birbirini hic ama hic kendinden uzakta tutmayan evlerinin sirt sirta vererek sokaklarindan ayin yildizin zemherinin ve sonbaharin en az yeryüzü topragi yerlisi anadudu gügümü bakraci cirasi gözeri elegi kalburu kadar yakin bildiklige hayattan ayrilmaz kopmazligin tanikligini ettigi….
IRAD gelirdi….irbiklarinda tertemiz dünya suyuyla kalbini hayata soyunmus yunmus abdestlenmis isanlarin evine köyüne barkina IRAD…
Ekinli tarlalarin sevgi dolu henüz hastaliga dönüsmemis insan yürekli cömert ve cesaret caginda tüm gündeik ziyaretini yüregi hicbirseye haksizlik etmemeye cirpinop titreyen obalar oymaginda ilacsiz dertsiz salkim sürenler baginda emegiyle elini etegini yasadigi topragin berekeine yorup yoguran irmaklardan, köprülerden, tepelerden, safaklardan, alacakaranliklara…IRAD….
Kolay mi dersen….cikimi zorastikca hayata kendi sesini katip türkülestiren bir ve beraber ayni yükün yürekliligiyle serip sofralanmaya emek ve niyetini durdurmus olan dogru dürüstlügün ortak olmanin ugrunda gün, ardinda ay günes gölge ve yildizlar, palasmak denen kutlu bir yurdu hangi zorluk ne kadar kendine inat ederse edeydi, hos gelmis safalar getirmisti cünkü…
Cünkü verilmis bütün ortak yorgunluklara cömertligini esirgemeye cesaretlerle gelen hersey, sundugu zorluk kadar üstesinden gelinen yasama sevincini kollayip kutsayan güzellikteydi…

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Bülten kültem,
Gayet herkesi dokunacak ses ve sarsitilarla bültem kültem,
Tanzimatimi almadan surdan suraya parmagimi oynatip da
Dosyayi pijamayi atleti esofmani terligi kasadaki metres vesikayi masadaki t tosga torunu
Cicek celenklerken
Teknede yan gelip uzamisken

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Kıvır
Kıvır dur
Bulurum sanarak kıvamını dengini dilediğin dünyanın
Ekşisiyle tuzlusuyla tadı damaklara bal sunumundan
Neler neler bilmem daha neleri var diye umarak
Bük dür kulpundan kenarından yayın tamburun

Devamını Oku
Seyfi Karaca

Her ne varsa
Bardak meye
Mey mezeye
Meze, bardak, mey damla taşırana birebir
Saz bara
Gülnihalden rast giden her ne varsa

Devamını Oku