Semsiyenin dilinden anlayan yagmur olsun
Dilek tutacaktiysan dösünü bagrini yolusturan papatyalarin günahi ne ki..
Geldim iste tirenleri götürmeye degil
Leylaklari nergisleri ve krizantenleri hic degil
Üzüm deyip gecme irgati olmadikca bagban
Rüzgar
Ikramiyesi kendinden olma
Sevmek …usul hircin kolay ve her kim kime her herneyse
Sevmek ekmegin suyun damarindan pinar Harman oldugunun
Yol gittigi izden
Söndügü külden ates
Cira beklemeye koyuldugu pencerede fitil saran hasret hanceresini
Fener yolu
Kadiköy
Yogurtlu cayirlik ve tilki tepe
Büyük agaclarin yasinda olacakti duvardaki sehrin resmi
Ve büyük agaclarin yol boyunda olacakti eski insanlarin sakin evleri
Ve büyük agaclarin gövdesinde olacakti seven gönüller cizilen kalpler
Zamani süzüp eleyen damlalarla
Suyun yüzünde alacakir yakomozlari per perisan
Geldin demek tüllendin tomurcuk oldun
Haber vermeden yagmura rüzgara usulca sessiz..
Dogdun demek mor fistaninda gül bagi nazli ülfünde bahce gülüstan
Topraga düstüysen baharsin bilirim elbet
Kaysının
Dalları çiçeklendi önce
Sonra yeşillendi yapraklar çağladan çırpıdan önce
Taaa ki yemişleri toprağa dökülen yaza kadar oylum oymak iken bir güzel dünya, araya hırs kancası girdi
Mızrak mızrak gönlü karardı gözü döndü insan denen nesnenin
Her şey varlık yokluk hesabına matematik yaptı, sayıların kimyasını bozdu kendine madik atan aldatmaca
Senin dediğin başka yer biliyorum..
Buralar değil
Kendi huzuru rahatlığında dupduru sularla akıp gittiği yer değil
Senin dediğin ve değiştirmek dangalaklığına kapılarak toprağını dünyanın
Senin dediğin yer ne bahar
Ne yaz
Ay dogacak susarak
Dagin derenin karanligi derinlestiren fisiltilar esigini
Kopmus ciliz biz yonga gibi öglen ikindiler arasinda firdönüp
Halleri hozan güzkervanlari kazikli yurdundan harman pinarlarina..
Yükünü yabana saran yeller gibi
…cingelligin bag bölükleri soguk yokuslar tezen tozan takvimle
Hayir…! Bir bardak cekirdek yirmibes kurusa degil artik. Ya da bir kupa alic, bir yumak pamuk sekeri, bir top bez, bir urupla yulaf, bir cuval mutluluk…
Degil artik, üstelik de sanki yüzyillar gecmis gibi üstünden ve arasindan, bir kutu cay sekeri, bir kiloluk portakal rengi ve kokusu narenciye, bir sahanlik pekmez zeytin yag yogurt, artik arpa buydaylari zehir zikkim ilac ve gübrelenmeleriyle HiBRiT hormonunda topragin halini yolunu dinini imanini kökünden kurutup gevreterek tatli kafa sarhosluklari icmedikce ne uncuya ne firinciya ne baklavaciya ev bark horanta niyetiyle hicbirsey hickimseyi insan piyasasina almayan; sokagin bitisigindeki evin pencereleri AVLUYA bakan yerde sonsuz sinirsiz HAYATIN buldugu ve bulustugu yerde degil artik dünya.
Hayir, eve gelmenin aksam sevinci artik sonsuz sinirsiz güvensiz ve ISTISMARCILIGIN eve gidecegine DISARDAKI her yerin evdeki ayaz buz soguk kavga gürültü gecimsizliklerde yitik ayri gayri uzak kopuk yasamaktan daha yerlesik yakinliga saklanip gizlenilecek SIGINAKTAN sayildigi..
Hayir… artik karadut, kirmizi domates, eksi nar, yesil fasulye, sari bugday, kuru nohut, siyah zeytin, aci büber, kavruk leblebi, mayhos elma, sulu armut türlü tevatürleri, dirmit üzümlerinin salkim salkim bag ve harman oldugu; ve damlarinda süt kayamak sergenleriyle gökteki yildizlara kadar zifir gecenin koynunda kendi yasamsal masalinin imecesi ve IRGATINDA degil artik insanlik.
Korna sancılarıyla böğrüşmekte kara düzen
Borsa kara, can tatlı,
Karanlık işlerle akçelerini aklayan lisansıyla
Yüz kızartıcı ahlakını iplik iplik
Pazara çıkartmış çok çok olsa gri
Çok çok öpülse yüzü gözü bulaşık morcana
Icinde kivrandigi sessizlikleri kavurup katlamaya
Yok yere durmus gibi saat, agulu akreplerde dönen dolanan
Bu yükseldikce cigligi bilinmezin keskin sarpalarina büyüyen hisari
Katlanmis burusmus bütün sesleri dösüne calip bagrina basmis gibi agir
Saplandigi yerden gidecek hicbiryeri yokmuscasina yaralidan betere
Zorlu yokuslarla ulanmis iplikler kopuyor üzülmenin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!