Kolu camdan dışarı
Hem kamyoncu hem sütçü
Yükselip inerken temmuzun sıcaklık borsası selcius kırklara yakın civayı kırmızıda geçen cam çubuğundan
Harıl harıl,
Sarkan bir elinde tütün nefesleyen duman, öteki elinde pazar yerini ve sağlık ocağını sağa sola büken direksiyon
Oturduğu yere zor sığıyor kalıbı cüssesi iri yarı , boru gibi sesinde angaralı çalımlar tıngırdatıp geçiyor
Haktandır ki..
Kordüşüren ateşlerle uyandırdığı uykusunu yollara
Sevgi yüklü yüreğinden ne hali varsa görüşmeye
Görüldiğü düşün arkasında kim varsa müjdesini sahibine iletmek üzere
hem mecbur
Hem mesul...
Bir yaramazlık yok şükür..
Aşk ile aramı soruyorsan...
Ondan mühim, ondan ilk, ondan sonra
Ortayerlerde onunla
Şarhoşluğa bahane mi sorulur..
Ne dardayım ne zorda
Kehi dönersin
Sögütlü derelerden yüzünkuylu akip giden zamani dolasir dönersin
Ucmustur yaz getiren sigirciklar ve son kirlangiclar masmavi gökyüzü
Nohut kavuran topragin gögün yanan tavanina dehleyip sürdügün küheylan
Seni sütlegen kanatan bir yerden tanir gibi senden arsiz haylaz
Iner bozkirlardan cagla cicek agustostan eylüle varirsin
Mahsunlugu var bunun
Mefkunlugu ve mahkumlugu icince kendini baskasiyla karistiran
Icmeyince baskasina kendini sevimli sevimsiz naralarla
Eski laflardan yeni icatlar cikarttirarak sayfalari birbiri ardina
Okumaksizin kurcalanmis üfürülmüs
Düsüncesi bile insana pismanlik ve yorgunluk duygusu veren
Uzun sözün kisasi hazan sancilarina gebe
Görgüsüz topragin tutusmus agrisina mektup salip selam eden yellerde
Iyilesmez yerine dokunur gibi yarsiz yara kendi bagrindan
Uzaklarda yer bulabilmenin yitik kapilarinda kol gezip
Sessizligin en emin ellerini yokluga denk gelen yanmis sönmüslügün irgatina
Kibritten ödünc kivilcimlarla sürgün gitmis gibi kem talihin
Böyle bataklık muhallerde
Git büyü de öyle gel dediler bahara
Sanki beleşe üç kuruşluk şeydi elvanında gülistan
Böyle böyle çiçeğin adı mor çalıda harabat oldu
Gül nezdinde elyaman
Hayalile sayıklayanınki de
Hazana savrulup göcen verandada
Saatin orasi burasi temmuz kiyisi sefil imbat
Omzundan sarmasiklar sarkan yolboyu duvarlari dag yokusu sarpasargina
Gittigi yerin hicbiri heryer
Kimseye varmayan sürükleyici kovulmusluk
Solgun sarisi nefesi tükenmekte telli terennümle ordan oraya
Hazana savrulup göcen verandada
Saatin orasi burasi temmuz kiyisi sefil imbat
Omzundan sarmasiklar sarkan yolboyu duvarlari dag yokusu sarpasargina
Gittigi yerin hicbiri heryer
Kimseye varmayan sürükleyici kovulmusluk
Solgun sarisi nefesi tükenmekte telli terennümle ordan oraya
Yoklugun sizisi inip cökünce sineye
Varip giden yollarin adim araligi yadel yaban illeri
Cirilciplak ay kirintilarinin uzaklara savkiyan sacaklari azatligin gökyüzü
Gec zamanin bütün sinirlari kimsesizligi yoklayan gurbet diyari gibi
Bastan sona sokaklar ve kapilar kendini tanimayacak kadar bulanik
Kimi kimden sorasin hangi nehirdir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!