Düşünmem yakını ne de ırağı
Toplayıp giderim tası tarağı
İster duyuru de ister uyarı
Akıldır nihayet, bozar ayarı!
Karanlık da olsa yakıp çerağı
Susuzluk, kuraklık, salgın, sallanma,
Kaza, bela, savaş yakalar, kaçma!
Kaderde ne varsa karşına çıkar;
Dirençsiz, sabırsız, imansız bıkar!
Derdim bana yeter, bir de sen katma;
Yağıyordu yağmur, gözlerim mahmur
Çakıyordu şimşek, sırtımda samur
Bir kürk vardı sanki, hâl böyle iken
Silkinip uyandım, kurgu kurarken!
Düşündüm taşındım, biraz kaşındım
Nedense soranım, arayanım yok;
Demek ki kusurum çok hem de pek çok!
Çıkarcı değilim, hiç beklentim yok;
Bilirim iyi gün dostları pek çok!
Varla yetinirim, para hırsım yok;
Dök zehrini ortaya;
Kimsin, nesin bilelim!
Suretin insansa da
Özünü öğrenelim!
Pek hazırsın kavgaya;
Bil ki çok laf yapan mutlak gaf yapar
Gaf yapan çoğu kez tevile sapar
Tevile sapanlar gerçekten kaçar
Gerçekten kaçarak özünü sarsar!
Özü sarsılanla yola çıkılmaz
Öküz geldim,
Yine öküz giderim!
Ne yaşadıklarım, çektiklerim
Ne de sözde öğrendiklerim
Beni törpülememiş; ancak giderim!
Dilde hata etmek için illaki
Edebiyatçı mı olmamız gerek?
Hatanın masumu hiç olur mu ki
Haliyle katlansın ol nahif yürek?
Algınız, dalgınız ama illaki
Ağrısa tırnağın, canın orada;
Yaklaşsa ırağın, hâlin ortada;
Tütse de gözünde o eski mekân,
Sakın heveslenme, elvermez imkân...
Varmaksa ereğin asıl menzile,
Sürüden ayrılan kurda yem olur;
Sen ise çakala yem oluverdin!
Telaşla davranan burnundan solur;
Soluyan burunda kıl oluverdin!
Bedenin ve ruhun depreşir durur;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!