GÜZ AĞACI
Güzde yaprak döken bir ağaçtı yüreğim
Döküldükçe yaprakları çıplak kaldım
Bak işte halime avareyim biçareyim
Hey hat ben aşka bu güzde daldım
Doldu taştı yine hasretinle içim dışım. Acaba akan göz yaşlarımdan sensizliğimden haberin var mı? Eski resimlerde aradım mutluluğu hani sarılıp çekildiğimiz resimlerimizde baktıkça arttı göz yaşlarım.
Çok uzun yıllar geldi geçti göremedim hasretimden haberin var mı? Ben hala eski günlerin kattığı canla ayaktayım takatimi kessede göz yaşlarım.
Kaybetmekten korkarak sevdim ben seni korktuğum başıma geldi firakımdan haberin var mı? Sensizlik çok zor tadı tuzu yok hayatın zulüm oldu bana göz yaşlarım.
Başka bir coşku var içimde
Sanki kırların yeşerişi çiçeklerin dile gelişi
Arıların bir damla bal için çırpınışı gibi
Bademlerin çiçeğine yeniden konup
Mor sümbüller diyarına koşup
Hasretin gelir geçer içimden
Seni ararım andız tanesi tesbihim de
Her çekişimde sabrını işlerim içime
Çektikçe koku veren sabrınla kararan teşbihim
Şahit olur dilekçeme
HASRET YAĞMURU
Uzun zamandır hasret kalınan sevgiliye vuslat gibi geldin
Kuruyan gönül pınarlarımıza rahmet doldurdun
Çatlayan toprağa bereket bıraktın
Elhamdülillah kavuştuk suyun bereketine
HEP SEN VARSIN
Kendimi kaybettiğim satırlar arasında sana ait sırlarla karşılaştım yine
Yazmamayı seni okumamayı denesem de
Seni düşünmeyi her defasında ertelesem de
Sevdamı bir cennet bahçesine gömdüm desem de
Yıllar sonra bu karşılaşmanın elbet bir sebebi olmalı
Yorgun ruhumun kaleme alınan duygusal sözleri değil bunlar
Ben içimdeki benliğimi akan suların damlalarına katıp yok olan bir binanın enkazı altında çırpınırken
Dünya zihniyetimi yok oluşlarla doldurup olabilecek her şeyin önüne geçip her şeye yok derken karşıma çıkman sebepsiz değil
Eski zihinlerin karanlığıyla paslanan hislerime neden ışık tutuyorsun
Neden karşıma geçip o can alıcı bakışlarınla beni süzüyorsun
Dağlarda tüten pus kokusuydu sineler
Tütmeyen ocaklar altında balalar inler
Yerde şehitler gökte melekler
Dillerde tekbir ALLAHU EKBER
Bedirden bugüne ağlar yürekler
Adım adım yürüdü, İslam’ın sancağıyla,
Balkanlar’a kök saldı mülkü, toprağıyla.
Hem bir derviş gönüllü, hem bir alp aslanıydı,
O mübarek sultan ki, Hakk’ın bir bürhanıydı.
Kosova meydanında durdu o gece dize,
Yanıyor sana her daim sevdamın lambası
Dinmek bilmiyor yüreğimin sızısı
Benim kaderim sevdanın kara yazısı
Gel gör halim içler acısı
Günlerim sana yanmakla geçiyor




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!