Sevda dediğin bir ateş, düşer de közü kalır,
Yıllar geçse üstünden, silinmez izi kalır.
Biz bu yola baş koyduk, inkârı yok, andı var,
Ayrılık bir hançerdir, vurduğu yeri kalır.
Doğmasın şimdi yakıcı güneş istemiyorum
Sitemim var yeni doğan güne
Yarsız döşekten gelecek mutluluğu istemiyorum
Değeri yok günlerin
Ben karanlıkta beni ve duygularımı bastıran
Mecra-i hicranda kalsın bu ten,
Sükûtun ferşiyle büyür bu elem.
Ruhum meçhulüne erdiği günden,
Döşeğe damlar hep melal-i kalem.
Yine sana yazıyorum karmaşık satırlar arasında
Defterim, yazılarım, satırlarım karıştı
Yorgun yüreğim ah çekişime alıştı
Nerden başlayacağımı bilmeden sözlerim gözlerine karıştı
Gözlerin dedim ya bakışında büyülendi kalbim
Sen bakardın ben erir biterdim
BANA BİR NİGAHI LUTFUN GEREK
Bakışında demetlense sevda gülleri kâinat bahçeleri
Sana armağanımdır Süreyya yıldızı inci taneleri
Bir bakışla beni Şaduman edip nur cemalini rünuma eylesen
Gönlüme bir nebze sevgi şifa bahşetsen
Ağzında zeytin dalı barış görüntüsüydün
Meleklerin torunu mabetlerin süsüydün
Hu huların Sina’nın zikrini andırırdı
Ressamlar mutluluğu sende canlandırırdı
Issız sokakların karanlığına daldı ruhum
Esen rüzgârın sürüklediği uğultulu hoyrat poyrazın serinliğine
Gençtim bilemedim bastığım toprağın ayaklarımın altından kaydığını
Gönül kayığının aşamayacağı deryalara daldım
Denizlerde bahri ummanlarda çarptı yüreğim perişanca
Bilemedim neyin yok oluşuydu bu
Mütevekkil ruhumla beklerim yolları,
Girdaplı hülyalarla sarılır her yanım.
Kapanır önümde imkânsız kapıları,
Sensiz kor gibi yanarken bu canım.
Hangi rüzgâr attı seni uzağa?
Yollar dilsiz kaldı, şehirler sessiz.
Düştü bu gençliğim kör bir tuzağa,
Geçiyor ömürden günler nefessiz.
Yıkılsa koca dünya, bilirim arkamdasın,
En karanlık gecemde sığındığım limansın.
Herkes sırtını dönse, sen ruhumun sesisin,
İçimde gizli kalan sırların bekçisisin.
Ne yollar tüketebilir bu sarsılmaz bağımızı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!