Şu laciverdi gök, kızıl ufuklar
Olmayan aklımı başımdan alır
Ezelden ebede bu yolculuklar
Kafdağı’na doğru evren ufalır.
Arzular bir sürü gütmek isterim
Unutmadım hatır koyma ne olur
Adını hep ana ana gelirim.
Rüzgârınla gökyüzünde durulur
Diyarına döne döne gelirim.
Savrulsam da hudutlardan hududa
Bilemem bendini ne vakit yardı
Tersine akıyor nehirler şimdi
Evvela kendine saygı duyardı
İnsanlık neslini zehirler şimdi.
Fakirin sırtından geçinir beyler
Gizemi, gölgene çekerdi beni
Bitmezdi hoşbeşi söğüt ağacım
Kesmiştim elimi keserken seni
Olduk kan kardeşi söğüt ağacım.
Üflerdim sevdaya sürgün dalını
ise bulanmış camlarını
kaçıncı gözyaşı siliyor
kimbilir kaçıncı eller bu
vedalara sallanıyor
vedaların izleri camlarında
kokusunu taşırsın tomurcuk baharın
titreşir tellerinde canlanır çiçekler
eşkıya türeyince ak karlı dağların
başkaldırır dizelerin isyanı söyler
başın hoş olmadı zulümle esaretten
Umut bir bahardır ömrühayatta
Kalbin kanatlanır sevinçle uçar
Aşk uçsuz bucaksız sır tabiatta
Hislerin dörtnala içinden geçer.
Umut bir bahardır rengi cümbüşün
Yaşanılan bu kaçıncı zelzele
İzanımız kaldı göçük altında.
Bin musibet geldi başa, nafile
İrfanımız kaldı göçük altında.
Yüreğimiz kuşatılmış faylarla
Meydan kahpe feleğin keyfince tozar şimdi
Sabır taşana değin azdıkça azar şimdi.
Baş bildiğini okur, ayaklar mekik dokur
Caddeler fokur fokur nisyanı yazar şimdi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!