Aşk; ebruli duyguların sırra kadem ülkesi
Kim oradan çıkagelse her hâli bir muamma
Giz çığıran bu ellerin acep nedir sultası
Kim ki keşif gönüllüsü hiç çekmesin dilemma
Durur gönül kapısında anahtarı halkası
Savaşlardan galip çıkmış, yorgun argın bir aslan,
Dinlenip güç toplamaya, arıyormuş bir alan.
Şöyle bir yerde dinlense, gelecekmiş dermânı
Biraz baksa boğazına, geçecekmiş fermânı.
Kurum kurum kurulurmuş; ne Mecûsi, ne Budist!
Dostlarım! Söz konusu zât; inan olsun, ateist!
Bir gün ormanda gezerken; doğaya hayran hayran!
Boz bir ayı peyda olmuş; hâliyle donmuş o an!
Hâle bakın hâl değil kadirşinas halkımda
Cümle değer pazarda ruhun satan satana
Seyri sefer yol değil tınaz başlar telkinde
Delik yama tutmuyor salkım yutan yutana
Evde tutmaz kasası cihan sarar tasası
Hâkimiyet üstünde hâkimiyet kuranlar
Can pazarı mezatta buyrun nasip almaya
Susuz kalıp göllerde BOP’ ta serap görenler
Mehmedimin kanıyla buyrun abdest almaya
Divan durup el pençe akbabanın düşüne
Sevdâlı gönlülere ithâfımdır…
Tohumunu kim saçıyor âleme
Haz doyuran gülde buldum izini
Varlığındır eşik-i uz ölüme
Gezinirken ormanda tilki kendi halinde
Görür geyik budunu bir ağacın dalında
Karnı açtır, velâkin içine şüphe düşer
Kontrol eder iyice ardında niyet eşer
mehtapta mı gizli gecenin sırrı
gecede mi güzel mehtabın gizi
güneş midir günleri bir bir çeviren
rüzgarın kuru yaprakla oynadığı gibi
Ben; bu yurdun evlâdı, Havranlı Koca Seyit.
Göğsü inanca çarpan, azmin geçilmez eri!
Çanakkale’ye düştü her ocaktan bir beyit,
Tarihe destan oldu, bizler naçiz neferi.
Duydum ki cümle düşman yurdumu alacakmış!
Gergef etmiş gör cihanı
Aklın sezer aç izanı
Şu âlemin her nişanı
Lâl ömrüyle rehber olur
Kuru tohum soya döldür




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!