kırdım kabuğumu yele dineldim
buldum toprağımı suya dirildim
türlü çiçeğimle güne serildim
şafaktan şafağa durdu selamım
kader tezenesi çaldı sazımı
Şeyh uçar mı? Elbet uçar! Müridini bulmalı,
Tevâtüre kanat takıp, kolay eder zorunu.
Koyun yoksa bir düzende, yer keçiye kalmalı!
Çelebiyi düşünme sen, bilir bakar körünü.
Mizanı yok yargısıyla, bakmadan bir işine,
I
devrilince şapkası
dağ gibi devrilirdi
sağ yanına
kahve ocağında
Yediğim darbelerin haddi yok, hesabı yok
Ne ben sana diyeyim ne sen sor kaportacı
Al çekici eline vur, gövdemi şekle sok
Gidilecek daha çok yolum var kaportacı.
Kimi usta şofördü, kimi cahildi, kördü
Yurdumu sarsarsan doğal felaket
Kara gün dostumuz, dostumuz nerde.
Ruhunda ebedî şefkat, merhamet
Koşardı bu millet düşünce derde.
Yoksulu, garibi arar bulurdu
Bu çarpık düzenin nedenlerini
Akıl süzgecinde süzdüm, suçluyum.
Vitrinde gösteriş edenlerini
Huzursuz ederek üzdüm, suçluyum.
Suçuma karşılık tövbem nafile
Nefisle mücâdele aşamasından kelli
Kalenderîlik katı: Rindin en üst makamı!
İşte böyle bir derviş vaziyetinden belli
Her varlıktan arınıp tenden kesecek kâmı.
Koşar ale’lacele: “Saç, sakal, bıyık ve kaş
Ağacım yetirdim ruhun tözünde
Meyvemi kavurdum aşkın özünde
Gönüldür değirmen çeker sazında
Kınamı koklayın hatırım kalır
Ocağı fikrimde sürüp közüne
Bizler böyle gördük, böyle belledik
Hatır gönül bilip saymak güzeldir.
Ektik, biçtik, dövdük, hakça eledik
Hak edene saygı duymak güzeldir.
Yola çıktığını yolda satmadan
Gelin dostlar meclisinde
Erenleri söyleşelim.
Hak yolunda hakka gönül
Verenleri söyleşelim.
Kurban olup bu ellere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!