Belki benim gözlerimdi yanılan
Yüzünde parlayan nurmu sevdiğim
Selamsız sabahsız sendin anılan
Gururun önünde sur mu sevdiğim?
Bu nasıl iş, sevda sırrı çözülmez!
Sen gece yeryüzüne düşen dolunay'dın
Enginlerde filizlenen taze buğday'dın
Menekşenin renginde sen, denginde sen
Ah, nereye düşse bakışlarım, ordaydın.
Selâm olsun sana, ey ıssız dağların kızı!
Bu ömrümün serencamın da
Gelir geçer mevsimler aylar
Ve sen gönül bahçemde hiç solmayan
çiçekli daldın sevdiğim.
Geldi geçti bir alem ömür burcumdan
Gönlümün yamaçlarında bir sen kaldın sevdiğim.
Cümleler hüzünlü, özlemle başlar
Yerinden oynadı en aziz taşlar
Gözümden süzülür vedasız yaşlar
Yağmur izlerime düştü bu akşam.
Gönül'e yüklenen gamlı bir yastı
Kulaklarımı sağır eden bu ayaz
bir insan her gün mü özleminden yaralanır
yaralanır mı bir insan can damarından
bu soğuk, bu ayaz
kırklar dağının karından...
Bu deli gönlümü hor görme sakın!
Hicran dudağında zar olsun da gör!
Bir menzile doğru ederken akın
Asi dağlarında kar olsun da gör!
Kılıç gibi keser her demde zaman
Bu gönül ki aşka hayran
Gülüm sana başka hayran
Ve bu dünya nasıl devran?
Döner döner aşka vurur.
Bir rüzgâr ki iş bu an'dan
Kimse dindiremez bu asi fırtınayı içimde
Bana garip, hayat denen bu perde
Bir sevda ki derman olur her derde
Bir ulvi mihrapta huzur bulur bu gönül!
Bu hayat bezminde ne tez geçer zaman
Ne kadar sevgini çok görsen bana
Bu gönül bir seni seçer sevdiğim
Her akşam yüreğim batıyor kana
Ne bırakır, ne vaz geçer sevdiğim.
Aşığım ne çare, çeksen de naza
Bir gönül düşünce aşkınla dem'e
Turnalar konuyor gözümde nem'e
Dudağından süzülen ak şebneme
Bal mı değdi bilemedim sevdiğim.?
Hazan düşmüş yine gurbet eline




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!