Bir yüküm var ki çekemez sağlar
Yürek enginim de bir turna ağlar.
Ateş olsa önümde en yüce dağlar
O ateşte ben yürürüm sen üzülme.
Eksinler tohum misali seni tenime
Toprak olur ben çürürüm sen üzülme!.
Yeter ki sen boy ver, kök sal yüreğime
Damla damla ben eririm sen üzülme!.
Sürgünüm sevdana bugün yarında
Keskin bir bıçaktır vaktin akrebi
Acıları biler, gider sevdiğim
Süzülürken serçelerin gözyaşı
biri gelir siler gider sevdiğim.
Yinemi dumanlı dağların başı?
Dün öptü alnımdan, geçti bu günde
Her günün ardından bakar giderim
Ve bir gün ölümü öldürdüğümde
Sonsuzluğa doğru akar giderim.
Sade güller solar, böyle zamanda
Sesinin buğusunda yeşerirdi mevsimler
dilinden süzülen o hangi ırmak
çöllere yakışırdı taze bir yağmur
devlerin busesi bir ılık rüzgar...
Şu yeşeren köşede ıssız akasya
Sevda beni yatırdı da yatıya
Ölür isem sensin neden sevdiğim
Feryadım ulaşsa şarka, batıya
Ne gelen var nede giden sevdiğim.!
Yad ellerde, sevda yeli esende
Uzaktan dinledim, buğulu sesin
dudakların bala değmiş sevdiğim
Gülüşünde açmış kır çiçekleri
vişne rengi ala değmiş sevdiğim.
Seninle doğar, seninle batar gün
Sevda bir ılık yaz hasret zemheri
bir mevsim düşüyor kuşların kanadından
mevsimler bükülüyor iplik iplik
çaresiz ömrümün göz kapaklarından
süzülüyor bir ılık yağmur
aşk deyince vuruyor kıyılara yunuslar...
Sevda dağından mı geldi bilinmez
Saplandı yüreğime bir ok benim
Yıllar geçti izleri hiç silinmez
O gün bugün hep efkârım çok benim.
Gözlerimde aynı mevsim aynı yaz
Sevda deryasına düştüm düşeli
Yüreğimde seni bildim sevdiğim.
Yad elde susadım, hasretin içtim
Gözyaşımı her gün sildim sevdiğim.
Ferhat gibi sarp dağları yararken




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!