Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Basit bir insanım, basit bir insanım.Tıpkı musluktan damlayan bir su kadar ucuz bir insanım. Ben ne bir kiri temizleyebilirim ne de coşkun sular gibi çağlayabilirim. Sadece küçük bir suyum. Dışarda bardaktan boşalırcasına yağmur yağsa da, ben kendi bozuk dünyamda su koyuveren bir damlayım. Ne bulutları bilirim, ne de yapraklarda çiyim. Basit ve bozuk bir dünyanın içinden sızan dolu dolu bir damlayım. Ne dudak tanırım ne de gözyaşı. Ben başlıbaşına bir problemim.
Denizler oynaşır kumsallarla, sular vurur damgasını kayalara. Her dalga köpürür denizin ihtiras rüzgarlarıyla. Oysa bana düşer bir bozuk musluk. Kimse tamir edemez yaralarımı.
Bütün gün güneş ışıkları yansır gölün üzerine. Ben beklerim bir musluğun ağzı dibinde. Bir tükürük gibi bir küfür gibi düşerim yeryüzüne. Herkesin bir alın yazısı vardır. Alın yazım yazılır su üzerine. Silik bir hayatı çekerim yorgan gibi üstüme.
Sular seller gibi çoğalmak yoktur benim lügatimde. Tekdüze, ürkek, bir su damlasıyım. Ne yağmurlar gibi parmaklarım vurur camlara, ne de kuğular oynaşır sularımda. Tek su damlasından yaratılmış biriyim. Bozuk bir musluğun oğluyum. Derler ki iyi ol iyi ol. Sabret ki dünyan büyüsün. Bir aptal gibi bir budala gibi sabret ki ödülün büyük olsun. Evet hayatım hep beklemekle geçti, söyleyin deniz nerede, söyleyin nehirler nerede? Hala basit bir su damlasıyım, için için ağlayan, içinde nisan yağmurlarını biriktiren küçük bir su parçasıyım. Hani okyanusum nerede, hani ödülüm nerede?
Basit bir insanım, hem de çok basit. Bozuk bir dünyadan sızan su birikintisiyim. Hiçbir sevgi tamir edemez yüreksizliğimi. Hiçbir el temizleyemez içimdeki kiri. Çünkü ben kendi içinde kirliyim. Çünkü ben ürkek, tekdüze,dert dolu bir su birikintisiyim. Kendi dünyamın su koyuveren bir ferdiyim.
Ne bir gül sevdim, ne de umutlar yeşerttim. Gücüm yetmez bir ormanı söndürmeye. Gücüm yetmez bir dudağa su serpmeye. Basit bir su damlasıyım. Bozuk bir musluktan yaratılmış değersiz bir katreyim. Anlamam yeryüzüne düşen yağmurlardan. Bir kiri temizleyemeyecek kadar, bir işe yaramayacak kadar problemliyim.

Devamını Oku
Osman Demircan

eğer özlediysen koşarak gelirim
lakin hasret çektiğin ben değilsem
yalnızlığını da ben dindiremem
senin gözyaşlarını da silemem
derler ki insan sevdiğini özlermiş
yalnızlıktan ötürü beni çağırma

Devamını Oku
Osman Demircan

Gün biter karanlıklar bende kalır
Yıldızlar beni unutur ah sevgilim
Gün batar güller laleler kaybolur
Gönül bahçem yine tarumar olur

Ay karanlık ve intihar sessizliği

Devamını Oku
Osman Demircan

Yok yok intihar eden bir beden değiliz. Acıtmamakta artık aşkın beni ey sevgili. Bir depremin iki yana fıtlatıp attığıyız. Bütün umutları yıkılan, darmadağın olan bir şehriz. Göğünden tüm yıldızları kayıp giden karanlığız. Şimdi gökyüzünü mavi boncuklarla doldursak da... Ve gökyüzünü gözlerin yapıp yakama taksak da... Geride nazar değecek bir aşk yok artık bunu bilmeliyiz. Yarısı boş kadehten sızan iki damla aşk şarabıyız. Yarım yamalak sarhoş olmuş sersefil iki bedeniz. Sarhoş bedenimde bulanık seyirdir geceler... Bu yüzden yıldızları benden isteme. Ey sevgili dışarda yağmur var da sanma. Bir bulutum bu gece dolu ve dopdolu, yağmaktayım içime. Kalbimin labirentlerinde duygularım çıkmazda. Sana gelmeye yüreğim yol vermemekte. Ey sevgili duyguların arka sokaklarındayım, senin semtinin yokuşundayım. Sana tövbeler edemem. Dudaklarım kan ve ziyan içinde. Gözlerin bana şiir yazdırmamakta artık. Yarım kalan bir şiirin son mısrasındayız. Bu şiir bitmeyecek, kalemi kıran elin parmak uçlarındayız. Tövbelerin yerin dibine battığı bir cehennemdeyiz. Birbirimize dokunuşlarımız kül olmakta ey sevgili. Artık gözyaşının fayda vermeyeceği ayrılığın içindeyiz. Yok yok intihar eden bir beden değiliz. Acıtmamakta artık aşkın beni ey sevgili. Bir depremin iki yana fıtlatıp attığıyız. Aramızda kocaman çatlaklar var sevgili. Bu depremde sen yedisin ben virgül sekiz. Aramızda hiç düzgün bir şey yaşanmamışçasına ayrılık olduk. Öyledir sevgili öyledir. Öyle güzel şeyler yaşarsın da, bir başka sevgili adına yaşananlar bir kristalı kırar gibi darmadağın yapılır. Cam kırıkları kalırken geride, yaşananlar kan gibi damlar elinden. İşte o zaman elinden bir şey gelmez. Sevgilin ardından ellerini sallar iken, depreme uğramış gibi sarsar seni derinden. Ey sevgili acıtmamakta artık aşkın beni. Acı delik açarken yüreğimde, duygularım ayak parmakları gibi dışarı fırlar. O zaman aşkım bir zenginin altın dağıtmasına benzemez. Gider üşüyen bir yürek bulur kendine.

Devamını Oku
Osman Demircan

Kime oy vereceğim. Beni temsil eden kimse yok. Siyaset bir gelir kapısı olmuş. Benimse
böyle bir derdim yok. Sağda gülyabani herifler. Rüyalarıma girerler. Hepsinin altında mübarek ekmek kırıntıları. Yemekten neredeyse çeneleri düşecek. Bana ağızlarını şapırdata şapırdata, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli şeyin düşünmesi olduğunu söylerler. Bu akşam eve ne götüreceğim diye düşünenleri dert etmezler. Hep kendilerini düşünürler? İşte insanlıktan anladıkları budur.
Solda yüreğim kanlı yaşlarımı gözlerimden akıtmakta. Eşitlik, kardeşlik, insan hakları, emek nedir ve ezilmişin yanında durmak nedir? Siz ancak papazın yanında durup maça kızını ararsınız. Hayatınız bir kumar. Ya benim şansıma bak. Bir sol ki sağ yumruğu daha sert. Ondan sonra yüzünü toparla dur. Benden yüz bulamayacaksınız ey solcular. Ben dua etmesini bilirim. Siz ise dualarımın içine ettiniz.
Bir de liberaller var. Bireyi esas alırlar ve bireyin kendi ayakları üzerinde durmasını isterler. Ya ben nasıl bireyci olurum. Bu kadar sosyal promlemler ortada varken. Sosyal hakları verilmemiş bir kişi nasıl birey olabilir. Hadi siz de ikileyin. Ha sizde ikileme yoktur. O zaman vitesi bire alın ve yol alın.
Kara kara düşünmekteyim. Cidden ben kime oy vereceğim. Ben hizaya mı geleceğim. Postal sesleri içinde sloganları mı dinleyeceğim? Ey Allah'ım şimdi ben ne yapacağım?
Camilere para mı toplasam, yoksa duvarlara yazı mı yazsam? Duvarlara topunuzun Allah belasını versin mi yazayım? Ya aranızda karnı tok gözü tok kimse yok mu? diyeyim. Memleketi soyup soğana çevirdiniz, midenizi şişirdiniz. Hiç mi sizde yürek yok? Neden bu milleti sevmediniz?

Devamını Oku
Osman Demircan

Çam ağaçlarının aralığından rüzgar dolar gecenin karanlığına
Hüznü yakalarsın gölgelenen gözlerine düşen gözyaşlarından
Bir yüzü gülen bir yüzü ağlayan kadın olursun elinde çiçeklerle
Dersin ki:Ben bir kelebeksem gelincik tarlası isterim kıpkızıl
Ya da bir gül bahçesinde ölmek isterim gün batarken denizde

Devamını Oku
Osman Demircan

Bırak beni önüm uçurumda olsa dahi
Salıver bedenimi tutma lütfen ellerimi
Dönmek istemiyorum sana anla beni
Elin ecelim olsa da bırak ne olur beni

O parmakların zindan demirleri sanki

Devamını Oku
Osman Demircan

Yaşamak kadife bir kumaş örer gibi olması gerekirken, bir anda hayat kavgasının hoyrat eline dönüşür. Hayatın öyle bir tokadını yersin ki bıyıklarına kadar kanının aktığını görürsün.
Bir kerpiç ev olur dünya. Önüne ne konulursa onu yersin ve başka bir zenginlik hayal etmezsin. Dersin ki elma nerede armut nerede? Onlar ağaçlarda asılı durur. Kurda kuşa yem olur. Hayat kırmızı biber gibi acı, sarı bir gül gibi buruk olur. Hayatında en çok bunlar bulunur. Tas tas karanlık dökersin başından aşağı. Yıldızlara bakabilmek için hayat, yüzün gece gibi simsiyah olur. Martı kuşlarının çığlıklarıyla ayaklarına gelir deniz. Yalnızlığa yürüyüp acılara boğulursun. Dünyanda ne Paris'in ışıklı sokakları ne de İstanbul'un güzel kızları bulunur. Tüm otobüslerin uçurum kenarında durur. Bir anda düşersin toprağa. Oracıkta 'ben','biz','onlar' gibi insancıl durumlardan, kendi bireyselliğine doğru kan akıtırsın. Asla hayat bir sevgili gibi davranmaz sana. Eli kırbaçlı bir hayduttur senin için, sırtını insanlara dayamış. İnsan ki hayatın en acı ve en tatlı yanıdır. Beygirle bir ayardadır. Hep çıkarlarının peşinden koşmaktadır. Sen ise yorulursun.
Ne ağaçta doğru bir dal bulabilirsin ne de düzgün bir söz ağızda. Söylemler havada leş kargası gibi uçup durur. Bir talih kuşu konmaz omuzlarına. Hep seni laf cambazları bulur. Bir savaşın içinde ne tüfek olur ne de kan dökülür. Sadece yüreğindeki bahçede bulunan ağaçların yaprakları dökülür. Duyguların ayaklar altında kalır. Bir duygu savaşı içinde, kalbin kan çanağına dönüşür. Sen yine dualar edersin. Allahım biraz daha özgüven diye tutturursun. Çünkü kimseye güvenin kalmamıştır. Çareyi kendine güvenmekte bulursun. Bir çiçek ki köküne kibrit suyu dökülmüş. Bir çiçek ki ateşten gül. Şimdi sen hangi toprağın içinde duygularına su götürürsün.
Bir hayat ki etten duvarlarla örülü. Bir dünya ki çivisi insan, tuğlası insan. Bir duvar ki insan, ona yaslanmak zorundasın. Bir insan ki bir tuğlasını alsan, komple üstüne yıkılır. Bu hayat içinde tüm kapılar kapalı. Tüm komşular arzulu sevişmeler içinde. Ve senin evinde silah sesi işitilmekte. Yalnız duvarlar şahit, yalnız yere damlayan kan şahit. Tüm komşular iniltiler içinde. Tüm kapılar sana kapalı. Hatta senin evinin kapısı da kapalı. Çalan yok, gelen yok. Evin bir mezar sessizliğinde içinde. Bir temizlikçi çalar kapını, bütün komşuların ayak izlerini temizledikten sonra. Daha sonra polis girer içeri. Alırlar götürürler cesedini. Bu sefer komşular gusül abdesleriyle gelirler cenazene. Hala kulaklarında akşamdan kalma inlemeler çınlar ve dudaklarında kirlenmiş dualar ağlar. Bu insanlar bu ağızlarla yer içer sonra gelip sana sevgilim der. Hadi oradan. Artık insana kim inanır?

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir elimde ateşten meşale karanlığımda güneş gibi parlarken diğer elimde bozbulanık bulutlar yüreğime sel sularını akıtmakta. Kendi ellerimle ben düştüm bu ikileme. Ya güneşimi sel sularına kaptırdım ya da suları ateşimle buharlaştırdım.
Hayat bir oyun insanlarsa soytarı. Padişahım çok yaşa padişahım çok yaşa. Bir ben sultanlığı yaşanmakta ve savaşlar var mı benden daha iyisi iddiası üzerine çıkmakta. Yukarı tükürsen bıyık aşağı tükürsen sakal önüne tükürsen Allah'ım çok şükür yağmur yağmakta.
Ne bu yağmurlar dinecek ne bu sel suları bitecek. Bu dert benimle beraber mezara gidecek. Ama hayır elimde yine bir meşale olacak ve umut ışığım yanmaya devam edecek. Bu afakanlardan bu karabasanlardan beni kurtaracak. Çünkü ben kendi elimle düştüm bu çukura. Öyleyse kazıya kazıya çıkacağım ben gün ışığına.
Hayat bir oyun insanlarsa soytarı. Ne krala padişahım derim ne de soytarı gibi dolanırım bu dünyada. Lütfen insanlar acımayın bana. Yüreğinizin ne kadar kirli olduğunu ben bilirim. Beni bulaştırmayın kirli emellerize.
Yok bu dünya yaşanacak kadar güzel değil. Tek kelimeyle berbat. Ama bir şey var ki işte odur hayatı yaşanılır kılan. O da bir kadını sevmektir ve o kadından gül kokulu çocuklar dünyaya getirmektir. Allah'ım ne olur bütün çocukları koru. Onlar kediler dünyasında güvercinlerdir.
Hiçbir şeyden korkmadım insandan korktuğum kadar. Derler ki gözlerin ne güzel ondan sonra seni gözyaşlarına boğarlar. Daha sonra da elleriyle yaşlarını silmeye gelirler. Bilmezler ki dal bir kez kırılmıştır ve yeşermek başka bahara kalmıştır.

Devamını Oku
Osman Demircan

Bütün gramofonları kapatın bu gece. Tüm notalar suskunluğuma tempo tutsun. Yüreğimin ince tülleri, o zalimin içimi yakan ateşiyle son kez tutuşsun. İçimde ondan geri hiçbir şey kalmasın. Kan kustuğum anlarımın örtüleri gözyaşlarımla yıkansın. Bir daha da kalbimin kapısını çalmasın. O zalimi bir daha bana hiçbir şey hatırlatmasın. Ne yeşil başlı ördek gibi bir türküde söz ne de bir sazda nota olayım. Hiçbir şarkı masum değildir; genelde zalimleri hatırlatırlar. Neden o zalim için parmaklarımı acıtayım? Elleri başka elleri tutmuş o zalim için, kemanın tellerine neden dokunayım ve bir şarkıdan sonra onun için neden ağlayayım? Susun bütün şarkılar! Şaha kaldısanız da duygularımı, artık dizlerim ona küs. Susun bütün notalar! Tüm şarkılar yalancısınız. Bana o zalimin güzelliklerinden dem vurmayın. Bari bana keman eşliğinde o zalimden bahsetmeyin. Susun, susun, susun! Artık beni ağlatmayın. Beni ağlatanlar, gözyaşlarıma dokunmayın. Ey şarkılar, beni anlayın! Çektiğim acıları yeniden bana yaşatmayın. Bütün kadehlerim dibi gösterirken, ne olur bana kanımı tattırmayın. Kanayan bileklerimden, boş kadehlerimi doldurmayın. Ey şarkılar, ölümümü notalarla yazmayın. Duran kalbime, temponuzla hayat katmayın. Bana o zalimi hatırlatmayın. İlahi adalet gibi önce beni ömür boyu dünyaya mahkum edip sonra ölüm cezasına çarptırmayın. Ey şarkılar bana bir zalimi reva görmeyin. Merhamet, merhamet, merhamet dolsun rüyalarıma. Sabah gülümseyerek uyanayım. Ey şarkılar yüreğimi önce acıtıp ardından kanatmayın. Bana gül gibi görünüp diken gibi batanları sevgili diye gösterip gözlerimi boyamayın. Ey şarklar güzel bir kadının dudaklarına sığınıp bana yalvarmayın. Gözlerimi bir vazoya çevirerek, bakışlarıma yalancı güller koymayın. Ben rüyalarımda bile yalnız onu severken, gecelerime artık ninni gibi dolmayın. Annesinden dayak yediği halde yine 'Anne' diye ağlayan bir çocuktur aşk... Ey şarkılar beni cami önüne bırakmayın. Ne olur, ne olur bana öksüzlüğümü hatırlatmayın.

Devamını Oku