Osman Demircan Şiirleri - Şair Osman Dem ...

Osman Demircan

Ben senin için birilerinin yerini mi tutmaktayım? Yoksa bir kopya bir müsvedde miyim? İnsan dereden karşıya geçmek istediğinde mermer taş arar mıydı? Ne bulduysa ayak altında çiğneye çiğneye karşıya geçmez miydi?
Bu yüzden miydi yanında ezik oluşum? Bu yüzden miydi derede taş oluşum? Peki kimdi ki seni karşı kıyıda bekleyen? Neydi beni bu kadar senin ayaklarının altında ezdiren?
Hayatım bir su gibi avuçlarından akıp giderken ellerin bir yığın hatırayı kuru yaprak gibi akıntıya dökerken bana can verebilir miydi ayak diplerin? Nice zulümler saklıyken tutuşlarında çatlayan dudaklarıma su serper miydi gelişlerin? Yosun tutar gibi ellerin ellerime değince saflığım, berraklığım parmaklarının arasından kayıp giderken temiz kalabilir miydi bana dönüşlerin? İşte bu yüzden adım atışlarına sevinemem. Çünkü her gidişin ezilişim olur. Her gelişin beni ayaklar altına alır. Zulmün beni perişan eder.
Zaman geçer o dereden çok sular akıp gider. Ellerin bir çöl olur sana tutunmak kum akıntısına benzer. Bana her el uzatışın yüreğime kaktüsleri,akrepleri,zehirli yılanları sürükler. Seni her umut edişimde gözlerim karanlığa döner. Gitgide kör karanlık kumlar dolar göz çukurlarıma.A ğlayışlarım duygu sellerimi sürekler. İşte o vakit gözyaşlarımın önüne katarım seni. Boğarım hıçkırıklarımın arasında gülüşlerini ve seni. O zaman görürsün güzelliğini nasıl yok ettiğimi ve seni nasıl tükettiğimi. Çölde açan bir gül olursun o vakitte. Ve seni kurtarmam azgın kum fırtınalarından. Kopar gidersin yüreğimden. Kök salamazsın duygu çölümde. Zaman akıp gider kum saati senin suretini yok eder belleğimden.
Ben senin için yoksa bir ağaç mıyım? Bedenime sarmaşık gibi dolanarak yayılmayı, gürleşmeyi sürdürüp, bütünüyle beni sarmalayarak güneşten, gökyüzünden alıkoymak mı yoksa beni yok edip kendini var etmek mi? Bana dayanarak gökyüzüne başını erdirmek mi beni öldürmek mi senin niyetin? Bir cehennem kuytusunda karanlığa gömülse de bedenim sarılma bana artık. Sevme ne olur böyle beni.

Devamını Oku
Osman Demircan

Başka bir şey bu adı daha konmamış bir duygu.
Sancıları daha bitmemiş acılarımın narkoz fışkırışı
Masaya yatmış ölüm kalım mücadelemin kanlanışı
Henüz daha hayata doymamış yüreğimin ters duruşu
Senin için sevgili senin için yaşadıklarım işte bu.
Bir deli saçmalığının içinde çıldırmadan kalmışlığım

Devamını Oku
Osman Demircan

Benim adım Osman Demircan... Keşke adım Osman Baydemir olsaydı. Bu ülkede hayatım daha kolay olurdu. Adam kalkmış özerklik istiyor. Adam kendini konuşuyor. Ben susuyorum. Çünkü ben 657 'ye tabiyim. Osman Baydemir ise PKK'ya bağlı. Onun bağı ipekten ilmik, benimkisi ise çelikten zincir. Neden dudaklarım ikiye ayrıldığında ben bölücü oluyorum da, Osman Baydemir bangır bangır bağırdığında hiçbir şey olmuyor. Ağlamak istiyorum hiç ağlayamayanlar adına. Ağlamak istiyorum şehit Osman'lar adına... Bu vatan toprağında gül açıp diken kabul edilenler adına. Bu vatanı gerçekten sevenlerin emeğenin, riyakarların BMW'leri ve Mercedesleri altında ezildiği için hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorum. Düğünlerinde kilolarca altınları kendilerinden yirmi yaş küçük kızların boyunlarına takanların boyunlarına ip bağlayıp onları asmak istiyorum. Tok karnına vatan millet diyenlerin karınlarını, karnı aç insanların bakışlarıyla deşmek istiyorum. Bacak bacak üstüne atıp özerklik talebini Ankara tartışabilir diyenlerin gözlerine Türkiye tek Ankara'dan ibaret değil deyip Türkiye haritasını gözlerine sokmak istiyorum. Osman Baydemir'i alıp Osmanların suskun dudaklarındaki anlamı çözmesi için şehir şehir gezdirmek istiyorum. Bu ülkede susturulanlar ile konuşturulanlar arasındaki farkı görmesini istiyorum. Hayır ben bu ülkede Osman Baydemir olmak istemiyorum. Çünkü bu ülkede kan dökmektense, kan ağlamayı tercih ederim. Ve şu an kan ağlıyorum ve kan kusuyorum. Kan ağladıkça dudaklarım hilal, gözlerim yıldız oluyor. Bir bayrak oluyorum bu ülkede her yerinden kan damlayan. Sadece rüzgarlardır beni anlayan. Kızıl sabahlardır bana bu ülkede yaşatılan. Olsun açlığımın ve yoksulluğumun Türk olmak gibi bir anlamı var. Olsun Türkiye'yi namusuyla sevmenin aç kalmak gibi bir yanı var. Soframda şehitlerin ve emekçilerin ekmeği var. Ben o ekmekle de doyarım. Üstüne su içer, şehidime ağlarım. Ben bu ülkede aç da yaşarım. Osman Baydemir'i soframın peçetesi yaparım.

Devamını Oku
Osman Demircan

bir masaya oturuyorum
kumar oynuyorum onunla
yeniliyorum kalkıyorum
sandalyeler kalıyor ona

alnımdan terler boşalıyor

Devamını Oku
Osman Demircan

Bir dal ipince yerinden kırılır gecenin karanlığında
Düşer ulu orta ayazın karın, günahın tam ortasına
Yıldızlaşan silahlardan anne mermiler kulaklarımda
Bir ölüm bir beyaz kurşun ha değdi değecek bana

Ellerimi hissetmiyorum anne ölüyor muyum yoksa

Devamını Oku
Osman Demircan

yatır ölüm döşeğine ömrümü
çekme dudağımdan dudaklarını
ağaçlar ilk yapraklarıyla tutuşur
kavur ateşinle öperek yak beni

çok özel sözler var beynimde

Devamını Oku
Osman Demircan

öperim dudaklarından adını okurken
şiirlerin kalbinden söktüm mısraları
sana yazdıkça parmaklarım kanıyor
yalpalıyor duygularım sana sarhoşum
gözümde büyüyorsun ah ağlıyorum
öperim dudaklarından adını okurken

Devamını Oku
Osman Demircan

Benim kemiğim sevilmez. O yüzden senin gibi itler benden uzak durur. Senin bana yakın olmaman beni uyuz olmaktan korur. Zaten kancıklığını da çekemem. Salyaların ağzından akarken, seninle mum ışığında yemek yiyemem. İtliğin hayatıma ne katabilir? Boynuna zincir takıp seninle kumsalda yürüyemem. Hayatım boyunca sevilmemeyi ve düşmanlığı öğrenirken ve ben artık sevmek ve sevilmek isterken, seninle it dalaşına giremem. Sen hayat gibisin sevgili. Hayat da it gibidir ve hayat en çok korkakların peşine düşer. Yazık sana yazık! Senden korktuğumu mu sanmaktasın? Hayat korkaklara göre değildir. Ortalık kancıklarla doludur. Korkakların sonu itin eline düşmektir. Yazık sana yazık! Senin eline düşeceğimi mi sanmaktasın? Aslında senin bir suçun yok! Hayatın bana hep yazı tarafı düşmüştür. Bu yüzden şiir yazmışımdır, roman yazmışımdır, deneme yazmışımdır. Hayat ağacının gövdesine çizdiğim kalbin üzerine “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yazmışımdır. Ağaca kazırken Nazım Hikmet'in duygularını, tüm yongalar beynime kaçmıştır. Nazım Hikmet gibi düşünmek beynimi acıtmıştır. Yazık sana yazık! Nazım Hikmet hep özgürlük derken, sen it gibi yaşamaktasın ve beni de yaşatmak istemektesin. İt gibi ulumak, ısırmak, kırıntılara razı olmak, korkunca kuyruğunu apiş arasına saklar gibi yaşamak senin hayat tarzın olabilir. Hem şunu da unutma, köpekler istedi diye de tüm kediler ölmez. Sen ister bana havla istersen ikide bir kuyruğunu salla, it gibi birinin sevgilisi olmak bana yakışmaz. İnsanca sevmek ve insanca sevilmek varken, it gibi koklaşmak, hayatıma güzel kokular yaymaz. Yazık sana yazık! Aşk bir avlanma şekli değildir. Etiler, Nişantaşı ve Teşvikiye’nin spritüel kancıklarına sürtünmek değildir aşk. Zengin adamlardan veya karılardan intikam almak için onların eşleriyle yatmak da değildir aşk. Hayat ise içinde hayvan resimleri falan olan bir şey değildir. Sen o kafayla anca gidersin. Sen o kafayla anca kemiği sevilen insanlar bulursun.

Devamını Oku
Osman Demircan

Atlar dörtnala koşar gelincikler darmadağın olur
Yapraklar köpürür ağaçlar kudururcasına büyür
Su çıldırır balıklar nehrin bataklıklarında sürünür
Kelebekler ağlara takılır dallar çiçeklere bürünür

Gecenin ayazında güller yorgun yorgun dökülür

Devamını Oku
Osman Demircan

Zaman aynı rakım aynı bu gökkubbe altında
Bir çığlık büyür dal gibi orman uğultusunda
Ağaçlar üşümüş gibi durur rüzgarlı havalarda
Çakallar ay ışığında namlunun ucunda uyur

Bir orman kuytusunda söğütler sulara vurur

Devamını Oku