Toka diyerek saçına,
Takıver sen güzel beni.
Bir duman gibi içine,
Çekiver sen güzel beni.
Kimler doymuş ki sevgiye
Ben doyayım söyle niye?
Güzel Güzel
Acısıyla tatlısıyla,
Hayat her haliyle güzel.
Dikeniyle çalısıyla,
Rengarenk gülüyle güzel.
Kısa adımlarla bu uzun yollar,
Uğraşma boşuna yürünmez güzel.
Sonunda usanır açılan kollar,
Ve göze hiç bir şey görünmez güzel.
Sevdalınım; ne kulunum, ne kölen,
Mevlamızın can verip yarattığı,
Kelebek de güzel çiçek de güzel.
Karaya havaya suya attığı
Yüzlerce binlerce böcek de güzel.
Akıllı akılsız, bilgili cahil
Kimliğine baksak doğduğun mekan,
Cennettir yüzde yüz Güzel İstanbul…
Fark eder bakmayı bilen her ki insan
Ortada onca iz Güzel İstanbul…
Önde girdin; 1.000’e hem 2.000’e
HABERİMİZ OLMALI
Buğday gibi öğütürken yılları,
Unumuzdan haberimiz olmalı.
Boşa harcamak yok bu akılları,
Konumuzdan haberimiz olmalı.
Öteden gelince çağrı
Koşarsın haberin olsun.
Dik dururken yana doğru
Düşersin haberin olsun.
Budur nihai ilacın
Gün gelir bükülür senin de belin,
Hayatın güzünden haberin var mı?
Yarım kalır nice arzun, emelin,
Değişmez yazından haberin var mı?
Görmez misin kuruyan ırmakları?
Devamlı ağrıtır kulun başını,
Bu seneler var ya artar habire.
Kimisi saklamak ister yaşını
Saklar üzerini örter habire.
Mutluluk da paylaşılır elem de
şehri, bülbüller yurdu İstanbul,
Sevdirir kuzuya kurdu İstanbul.
Ortadan kaldırtıp koca bir çağı,
Genç Fatih'e selâm durdu İstanbul.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!