Düşlerim uğruna çaldım kapını
Geri çekemedim elimi gurbet.
Hesaba katmadım bu sert yapını
Perişan eyledin halimi gurbet.
Sermedin altıma bir küçük minder
Hala unutmadın onu,
Gözlerine bakılırsa.
Gelmemiş bu aşkın sonu
Sözlerine bakılırsa.
İki büklüm olmuş belin,
Dün uçtu gitti bir şekil
Yarınlara diktim gözü.
Çözerim yettikçe akıl
Sorunlara diktim gözü.
Düne kadar hep çocuktum,
Bitsin bu dağlara tırmanışların,
Vazgeç bu sevdadan düze gel gönül…
Yetişir bu asi davranışların,
Yeter akıllı ol , söze gel gönül…
Kârı olmaz kuru kahramanlığın,
Göz ucuyla inceledim takvimi,
Kocaman bir “iki bin on beş” gördüm.
Hesap ettim yaşadığım mevsimi,
Elli iki bahar gördüm, kış gördüm.
Atıp savurmanın yoktur alemi
Seni benden çalanı güldürürken,
Beni böyle ağlatmayı hak gördün…
Yüreğime acıyı doldururken,
Bir parçacık mutluluğu çok gördün…
Ne oldu ki hiç arayıp sormadın,
Söz gümüşse sükut altın, Amenna
Her yerde pahalı satmalı dili.
Susmak benzemekse dilsiz şeytana
Haksızlıkta nasıl tutmalı dili…
Dil dediğin basit küçük bir organ,
Dünyamdan çıkıp da giderek beni,
Hayale hapsettin, düşlere gömdün…
Göster çare nerde, çıkar yol hani?
Umudumu siyah kaşlara gömdün…
Hesaplanmaz bu sevdanın hasarı,
Kim bilir nereye kadar sürünür,
Kara saçlarına takılan gönlüm…
Yaralanıp sargılara bürünür,
Aşkın çelmesiyle yıkılan gönlüm…
Sonu belli uğraştığı davanın,
Sırtına sarılmış koca bir can var
Hiç unutma yükün ağır be gönül..
Özenle taşırsan mezara kadar
Kazanırsın epey hayır be gönül..




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!