Gözlerden akan yaşlar yalan inanma
Bağıra basılan taşlar yalan inanma
Hasrete eğilen başlar yalan inanma
Ben sanmışım sevgilim yeter ki sen sanma
Gurbete giden kuşlar dönmez inanma
Sensiz soğuklar daha da zalim
Gün günden perişan olan halim
Yürümeye kalmışsa da mecalim
Sensiz sokaklar artık benim değil
Dünsüz yarınlar yitirdi anlamımı
Dokun bana
Ellerinle kavra yüreğimi
Dokunsana
Tenin anlar ancak sıcak tenimi
Dokun bana
Gözyaşları göllendikçe belleğinde
Akıtmam desen de duramazsın
Fırtınalar güçlenir en derinde
Girdaplar ortasında kalansın
Konuştu Azrail:
Dedi 'Kalksın ayağa varsa bilen.'
Gök gürledi, şimşekler çaktı
Çıt yok, soluk yok yerde
Yalnızca ürperdi yeşil çimen.
Sallanan şu sarkacın ardında
Saklanır bir kırık aşk hikayesi
Sarkacın ritminde can bulur canlar
Sessiz bir tınıdır gönlümün sesi
Saatin tıkırtısıdır seni anlatan
Özensizce kavrıyor yüreğimi dillerin
Öylesine savuruyor öteye beriye
Bir sitem yumağı sarıyorken ellerin
Sanırım kalp kırıklarım saplanacak tenime
Ten yarasına tuz basar mı derin sevgi?
Biz öksüzüz fukarayız
Çok gün ekmek bulamayız
Rabbin fakir kullarıyız
Hâlimize hep yanarız
Gecekondudur köşkümüz
Salıncakta salınırken yaşam
Bir genç kızın derin sezgisinde
Kavgalarla kucaklaşan delikanlı
Kahramanlığın destansı ezgisinde
Kıvrımlarla bezenir, örülür düşler
Acılı göz yaşları anlatır bize
Mutluluk kim bilir nelere değerdi
Hep gülebilseydi gözlerin içi
Yaşam öylesine geçer giderdi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!