Haftada birkaç kere
-akıl dağıtmak- değil
akıl toplamak
kendimi dinlemek
insanlarla
şıklıklarıyla
Ah şu bela bankalar
ah şu bankaların
bela kartları! ! !
Olur olmaz borçlandırırlar.
'Kapattım' zannedersin
Bir kat altınızda 'çay ocağı'
ve o mis gibi gerçek çay, gerçek kahve...
kıçınızın dibinde de
o 'batası uygarlığın' son model
rengarenk, toz karışımlarını sunduğu
pek modern kahve makinesi...
Kadınlara karşı çok saygılı
çok mu kibarsın?
Başının tacı mı ediyorsun onları?
Bir şey dediklerinde
kıramıyor musun?
Sesin mi titriyor?
Fatoş şüpheye düştü
bir şiirimle
aklındaki “erkekliği” çalkaladım!
tam da çürütmüştü.
“Gerçekten de erkeğin kalbine giden yol
Bu ne habersizlik?
bu ne irtibatsızlık?
umarsızlık
derinlemesine ilerlerken hayatın içinde
paylaşılacak onca şey varken
ve ortak tarihimize rağmen
Kanımı şaşırdım!
en son yere aktığında rengini tanıyamadım?
saydam, su gibi olsaydı dert değil
ama kapkaraydı
telaşlandım! ..
benim miydi o kan?
Bir kaç dost bir araya gelince
ortada donatılmış bir masa
biraz da içki olunca hele
herkes filozof kesiliyor!
ne dünyalar kurtarılıyor
Kanma o
derin görünen
dibi bulanık sığ sulara sakın!
Dalayım dersin anlamlar umup,
başını yararsan
bok yoluna gidersin.
Onca insanı güldürmüş bu gözler
gün içinde.
onca espriler yapmış
kaleme almış
ti'ye almış dünyayı...




-
Zafer Zengin
Tüm YorumlarBen şairim demeyi şiirleriyle gösteriyor..Okuyucunun önüne serdikleri 'evrensel gerçekleri [miz]..okudukça
unuttuğumuz isyanları yeniden hatırlıyoruz..Gerçeği
sofraya koyup yüzleşme gücün varsa al ne kadar lazımsa diyor. Sesi ilginç metalik bir ses gibi geliyor kulağa..Doğal desek sahte to ...