Kültür Sanat Edebiyat Şiir

  • aşk31.10.2002 - 15:43

    AŞK 'SENSİN'

    Başkaları için gayet sıradan olan bir insanla
    karşılaşınca, onun 'aslında' sıradışı olduğuna 'karar
    veren' sensin.

    Onunla beraberken yüreği delice hareketlenen ve
    sırtından aşağı derin ürpermeler geçirerek aşka doğru
    'yola çıkan' sensin.

    Onu hayatının içine almak isteğinin ateşli 'sıtma
    nöbetlerine' yakalanıp yine de 'şikayet etmeyen'
    sensin.

    O insanda herkesten 'farklı' güzellikler bularak, son
    derece özel birsi olduğuna 'inanan' sensin.

    Onun sesinin, yüzünün ve bedeninin mıknatısına
    değdiğinde 'kendini bırakan' sensin.

    Elin ona değdiğinde ve dudağın dudağıyla buluştuğunda,
    yaşamın anlamının tümden değiştiğini 'düşünen' sensin.


    Teninin 'kuytu' yerleri onun tenine açıldığında,
    yeryüzünde cenneti bulmuş gibi 'mutlu olan' sensin.

    Onun yüzünü, ellerini, tenini hayranlıkla seyredip
    'beynine yerleştiren' sensin.

    Belki de her yerde duyabileceğin fikirler onun
    ağzından çıkınca içinde 'keramet' bulan ve bir
    dergahın çilekeşi gibi acı çeksen bile sevgiliye
    'mürit olan' sensin.

    Herkesin kullandığı bildik kelimeleri o söyleyince
    içinden 'şifa' damıtarak sonsuz 'etkilenen' sensin.

    Onun geçmiş zaman anlatımlarında, gelecek yıllara ait
    yorumlarında, ve gündelik olaylara bakışında sanki
    ''hiç yazılmamış'' bilgiler duyuyormuş gibi dinleyen
    ve 'önemseyen'' sensin.

    Onun yaptığı esprilerde zeka kıvılcımları sezen,
    yaşadıklarında 'olağanüstü hal' gören, inançlarında
    'inanılmaz enerjiler bulan' sensin.

    Onun deli öfkesinin içinde alıngan bir sevgi, kırıcı
    hallerinin altında şiddetli bir tutku, ihmal
    edişlerinin arkasında ilişkinize dair gizli kaygılar
    olduğunu 'keşfeden' sensin.

    Fazla tekdüze ve geleneksel yaşamasını 'sadelik',
    kural tanımaz bohem serseriliğini ise 'aydın olmanın
    sorunu' diye tanımlayan sensin.

    Evet sevgiliye duyulan aşkın ve karşı konulamaz
    isteğin 'yaratıcısı' bizzat kendimiziz. Aşk bizi
    bulmaz, insanın gönül kanalları aşık olmaya doğru
    açıldığında kendimiz 'buluruz'. Aşkı hayaller içinde
    biz 'dölleriz', sancılar içinde biz 'doğururuz',
    fedakarlıklar içinde biz bakıp besleriz ve ruhumuzu
    vererek 'büyütürüz'. Aşkı yaratan da yok eden de
    bizim yüreğimizdir, bizim beynimizdir, bizim dünyaya
    bakışımızdır. 'Karşıdakinin' değil.

    -Anonim-