ilk kavgamı hatırlıyorum. çocukken tenim çok esmerdi. mahallede iki tane çocukta sürekli alay ederlerdi benimle -kürt kürt kürt kürt demeleri değil mesele halam halen daha kürt diye çağırır beni. alay vardı ortada abim o zamanlar tekvandoya gidiyor vardım yanına dedim abi durum böyle böyle gel şunları dövelim. abi ya öğretecek bir şeyler onları tek başına döveceksin dedi. git oraya ve yanına çağır.onlar gelecekler gelirken bir tanesine tekme at o yere yapışır.sonra diğerinin üstüne atla. iyice döv ve hemen kaç benim yanıma gel. beni bir heyecan sardı. kafamda önce tekme at sonra üstüne atla diğerinin diye tekrarladım durdum.gittim yanlarına ve çağırdım. hala ezberlemeye çalışıyorum. tekme at atla tekme at atla... tekme yi attım gözüme kestirdiğime sonra diğerinin üstüne atladım başladım yumruklamaya.sinirden ne yapacağımı şaşırmış vaziyette hırpalıyorum çocuğu. abimin kaç dediği hiç aklıma gelmiyor. derken kafama bir odun yedim.ilk tekme attığım çocuk ayağa kalkmış gerisi malum işte güzelcene hırpaladılar beni.etraf elma ağaçları abimde görememiş. sonra ağladığımı duymuş gelmiş yanıma. -niye gelmedin niye kaçmadın? ağlaya ağlaya -unuttum dedim... böyle bir hatıra işte..
giderken dur diyebilmeyi tekrar yanıma çağırmayı ve bir tokat atıp o tokatın şokunu yaşarken oradan çekip gitmeyi.. istedim hala istiyorum ama yapamadım ve hala yapamam..
saçımı usturaya vurmak titanic kadar yüksek bir gemiden çivileme denize atlamak bir çakıl taşını suda 15 sefer kaydırmak kızılay meydanında avazım çıktığı kadar bağırmak anlamsızca kız kulesine yüzerek gitmek babama 'sırtımı sıvazlasana' demek çift katlı otobüslerin üstünde en üstünde bir yere tutunmadan yolculuk etmek..
o da olur
ama tercih meselesi
direkt sadede girmiş arkadaş
-bak senle tartışamam şimdi 2 dakka sürmez dövüp gidecem
-nasıl olmamı istersen öyleyim
-kötü olmanı isterim
-tamam kötüyüm o zaman
-ya takma kafana boşver değmez..
alcatelin easy modelli
içinde iki hat birden taşıyabilen
ofis telefonu..
-tilki tilki saatin kaç?
-dörde yirmi var!
-nasıl yani?
ilk kavgamı hatırlıyorum.
çocukken tenim çok esmerdi. mahallede iki tane çocukta sürekli alay ederlerdi benimle
-kürt kürt kürt
kürt demeleri değil mesele halam halen daha kürt diye çağırır beni. alay vardı ortada
abim o zamanlar tekvandoya gidiyor vardım yanına dedim abi durum böyle böyle
gel şunları dövelim. abi ya öğretecek bir şeyler onları tek başına döveceksin dedi.
git oraya ve yanına çağır.onlar gelecekler gelirken bir tanesine tekme at o yere yapışır.sonra diğerinin üstüne atla. iyice döv ve hemen kaç benim yanıma gel.
beni bir heyecan sardı. kafamda önce tekme at sonra üstüne atla diğerinin diye tekrarladım durdum.gittim yanlarına ve çağırdım. hala ezberlemeye çalışıyorum. tekme at atla tekme at atla...
tekme yi attım gözüme kestirdiğime sonra diğerinin üstüne atladım başladım yumruklamaya.sinirden ne yapacağımı şaşırmış vaziyette hırpalıyorum çocuğu. abimin kaç dediği hiç aklıma gelmiyor.
derken kafama bir odun yedim.ilk tekme attığım çocuk ayağa kalkmış
gerisi malum işte güzelcene hırpaladılar beni.etraf elma ağaçları abimde görememiş. sonra ağladığımı duymuş gelmiş yanıma.
-niye gelmedin niye kaçmadın?
ağlaya ağlaya
-unuttum
dedim...
böyle bir hatıra işte..
ya da duruma mahkum olmak..
giderken dur diyebilmeyi
tekrar yanıma çağırmayı
ve bir tokat atıp o tokatın şokunu yaşarken oradan
çekip gitmeyi.. istedim
hala istiyorum
ama yapamadım ve hala yapamam..
saçımı usturaya vurmak
titanic kadar yüksek bir gemiden çivileme denize atlamak
bir çakıl taşını suda 15 sefer kaydırmak
kızılay meydanında avazım çıktığı kadar bağırmak anlamsızca
kız kulesine yüzerek gitmek
babama 'sırtımı sıvazlasana' demek
çift katlı otobüslerin üstünde en üstünde bir yere tutunmadan yolculuk etmek..
aniden..
yok yere..
belkide birileri kaderimi etkileyecek kararlar aldı şuan
ve ben bunu bilmiyorum
sadece
üzülüyorum nedensiz..
bilmem..
galiba korkuyorum